12105141_604584856346880_130124327_n

’14.İstanbul Bienal’ini ziyaret ettiğinizde tuzlu suyun üstüne epey zaman geçireceksiniz.

Mekanlar arasnda, özellikle de vapurlarla yapılacak seyahatlerle, ziyaretçilerin sanatı deneyimleme süreleri yavaşlayacak. Bu da çok sağlıklı, çünkü tuzlu su solunum problemleri ile pek çok başka hastalığın iyileşmesine yardımcı olduğu gibi sinirleride yatıştırıyor.’

‘TUZLU SU, müzelerin yanısıra tekneler,otel odaları, eski bankalar, otoparklar, bahçeler, okullar, dükkanlar ve özel konutlar gibi kara ve su üzerindeki geçici yerleşim alanlarına yayılacak.

Yolculuk devamlılık gösterse de, rehber 6 ana bölgeye oda odaklanıyor: Boğaz’ın Kuzeyi, Beyoğlu, Şişli, Tarihi Yarımada, Kadıköy ve Adalar. Her biri hayatlarımızda birgüne tekabül edebilir.’

Carolyn Christov-Bakargiev

5 Eylül’den beri İstanbul’un birçok yerinde, farklı sanatçıların eserlerinin sergilendiği bienale bir türlü zaman ayıramamıştım. Bugün bienalin son günüydü. Takip ettiğim dergi ve bloglardan  bienalin özellikle Büyükada’daki ayağına övgüler büyüktü. Sıradışı mekanlar, heyean verici sergiler yer almaktaydı. Bu nedenle günün sabah saatlerinde birkaç saat boşluk yaratınca kendimi Büyükada buldum. Gidemeyenler için bol resimli bir bienal -büyükada gününü bloğa atmak istedim.

Kartal’dan kalkan ufak teknelerle 20 dakika içinde adaya ulaşabilirsiniz. Biletiniz 3,5TL. Son güne ilgide büyüktü. Havanın soğuk olmasına rağmen ada kalabalık günlerinden birini yaşıyordu.

Büyükada’daki bienal noktalarına, yönlendirmeler oldukça başarılı. Merkezdeki saat kulesi önüne yerleştirilmiş olan panoda Bienal kapsamındaki tüm eserler işaretlenmiş ve adresleri açıklanmış. Yol boyunca tabelalarla işaretlenmiş. Bienal boyuncada ‘bana sor’ gönüllü kişilerin katılımıyla bilgi alabileceğiniz bir ağ oluşturulmuş. Gönülden alkışlar emeği geçen gönüllülere.

10598758_892977910780203_2064941983_n

Bu seneki bienalin adı Tuzlu su. Dolayısıyla adının hakkını verircesine İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi fazlaca eserlere ev sahipliği yapmaktaydı. Lafı uzatmadan başlıyorum.Büyükada da ilk durak İDO iskelesinde demiri olan Kaptan Paşa deniz otobüsü oldu. Eserin sahibi zihin üzerine çalışmalar yapan sanatçı Marcos Lutyens, eser adı ‘Neurath’ın Gemi Askıları’. Tamamı keçe ile kaplanmış loş alt katın ortasında eski ters çevrilmiş bir kayık bulunmakta. Ortasında ise daha önce bir ses kaydının plakalar üzerinde görselleştirilmiş hali yer alıyor.Bu ses kayıtları görme engellilerle yapılan ropörtajlara ait. Kayığın çevresinde ise dinlenme alanı olarak kullanılan gemi halatları kullanılmış. İnternetteki araştırmalarımda edindiğim bilgiye göre bizzat sanatçının gerçekleştirdiği hipnoz etkinlikleride bu alanda yapılmış, tabi rezervasyonlu olarak

 

kayık


IMG-20151031-WA0059

Deniz otobüsünün üst katında ise Pınar Yoldaş’ın ‘Suyun kalbi ‘ isimli eseri yer alıyor. Amacı insanların gezegen üzerindeki etkisini gözler önüne sermek. Bu nedenle Boğaz’ın suyunu gemiye pompalayıp bunuda yapay bir dolaşım sistemiyle görünür hale getiriyor!

IMG-20151031-WA0070

İskelede bulunan ilk duraktan sonra kahvaltı için yer aramaya koyulduk. Tercihimiz Ada kahvaltı oldu. Belediye karşısındaki Akdemir Sokakta yer alıyor.Bu linkten göz atabilirsiniz.Oldukça şirin bir yer. Henüz kış sezonu açılmadığından, yağmursuz bir günüde fırsat bilerek  bahçede kahvaltı ettik. Dekorasyon başarılı. Ninelerinin el yapımı çeşit çeşit reçelerinden deneyebilirsiniz. (Serpme kahvatı 29TL)

Bol yürümeli birkaç saatimiz olacağından enerji depolama yerimiz oldu. İkinci çaylardan sonra yola koyulduk.

10520234_844309362355722_548152389_n(1)

IMG-20151031-WA0000

Bienalde ikinci durak için plan Halk Kütüphanesi idi. Ancak yarın yapılacak seçim nedeni ile kapılarını erken kapamıştı. 23 Nisan Caddesi üzerinde yer alan Splendid Palas Otel ‘in birinci katında video projeksiyonu yer almakta.Zaman kısıtı nedeniyle bu noktayı ve Rizzo Palas duraklarını geçerek Mizzi Köşk’üne çeviriyoruz rotamızı.Çankaya Caddesi 31 numarada yer alan terk edilmiş kırmızı ve sarı tuğlalı bina Susan Philipsz’in batan gemi Elettra’nın deniz altındaki kalıntılarından yola çıkarak ürettiği çok kanallı ses yerleştirmesi ve fotoğraf baskılarından oluşuyor.


IMG-20151031-WA0030


IMG-20151031-WA0094

IMG-20151031-WA0097

IMG-20151031-WA0086

Capture

Hazır ortam şahane şöyle bir fotoğrafta ben çekineyim dedim:)

IMG-20151031-WA0024

Çankaya caddesinde yer alan bir diğer durak Çankaya 57 . Mizzi Köşk’ünden çıkıp sola doğru ilerlediğiniz yine solda yer alan bu mekanda Daria Martin’in Eşikte isimli video çalışması yer almakta.

Bienal’in Büyükada’ daki son durağı Troçki Evi. Çankaya 57 den çıkıp sola dönüyor, ilk sağdan kendimizi yokuş aşağıya bırakıyoruz. Hemen sağda Troçki’nin sürgün yıllarında yaşadığı şimdilerde yıkık dökük olan evi  Büyükada durağında  bienalin en sürprizli ve etkileyici eserine ev sahipliği yapıyor. Bahçesinden hafifçe eğimli patikasından deniz doğru ilerliyoruz. Kayalıklara açılan demir kapının parmaklarının arasından size bazı beyazlıklar göz kırpacak. Bu kapının ardından Adrian Villar Rojas’a ait olan 29 adet ve birebir boyutlarda üretilen müthiş hayvan heykelleri fondakiİstanbul manzarasıyla oldukça etkileyici. Müthiş final diye buna derim ben.

bienal

12105141_604584856346880_130124327_n

IMG-20151031-WA0007

IMG-20151031-WA0009

IMG-20151031-WA0015

IMG-20151031-WA0020

IMG-20151031-WA0122

IMG-20151031-WA0125

IMG-20151031-WA0127

No Comments