Küçüklüğümden beri haftasonu eve giren gazetelerin seyahat eklerini heyecanla okur ‘Bir gün mutlaka gideceğim’ dediğim, beni büyüleyen resimlerin olduğu sayfaları saklardım. Her ne kadar bilgisayar çağında olsakta, halen  bu alışkanlığım devam ediyor. Gideceğim yerlerle ilgili internette araştırma yapsamda, seyahat dergilerinden o şehri okumak,gazete eklerinden keşfetmek daha bir çekici geliyor bana. İşte bu eklerden birinde iki tam sayfaya basılmiş bir lavanta tarlası görmüştüm bir cumartesi günü ve o an vurulmuştum. ‘Tamam’ dedim benim buraya gitmem lazım.

Bu sene seyahatlerimi planlarken Marsilya’ya ucuz bir uçak bileti bulunca seyahati uzattık ve uzun süredir listemde bekleyen Provence bölgesini keşfe karar verdik. Marsilya’ da üç gün geçirdikten sonra (şurada Marsilya da yaptıklarımı anlatmıştım) ilk rotamız Sault oldu. Sault Marsilya’ ya 100 km mesafede. Dolambaçlı yolları ile Alplerin muhteşem güzellikteki  yamaçlarından birine kurulmuş bu köye ulaşmak  pek kolay değil. Yol tahmininizden uzun ve azıcık yorucu olacak. Ancak Marsilya’ dan yola çıktıktan sonra birbirinden güzel köylere uğrayarak rotanıza devam ederseniz yolu çok daha keyifli bir hale getirebilirsiniz. Yine dergilerin birinden arşivlediğim notlarda bu bölgedeki köylerin güzelliklerinden bahsediliyordu. Lacoste, Bonnieux,Roussillon , Gordes bunlardan birkaçı. Bu köyleri birer birer geçerken nasıl buraya birkaç gün ayırmadığımın pişmanlığı içerisindeyim. Yaptığım plana göre köylerin herbirine uğramamız imkansız ancak manzaraya o kadar gönlüm gidiyorki inip sürekli fotoğraflıyorum. Bir yandan da videoya alıyor eşim ,hiçbir detayı kaçırmak istemiyorum. Bu köylerdeki en önemli özellik Ortaçağdaki görüntülerini korumuş olmaları. Sırf bu bile başlı başına etkileyecek sizi. Köylerde sahip olduğu üne rağmen birkaç tane butik otelden fazlası olmayacak. Turizm en onemli geçim kaynağı olsada köylerin sahip olduğu bu tarihi dokuyu korumak çok daha önemli onlar icin. Uğradığınız köylerde şarap tadabilirsiniz,ancak kendinizi çok kaptırmayın, malum daha yolumuz var.

20150718_101101 (Medium)

 

Yolumuzda ilerlerken Gordes manzaramız

lavanta (Medium)

                                                                                                                     Yoldaki manzaramızdan biri daha

 

 

 

 

SCAD Lacoste, scenic views. July 2012. photo by Chia Chong, courtesy of SCAD.                                                             *Lacoste resmi alıntıdır

 

Sault’ a yaklaştığınızda sizi ufak lavanta tarlaları karşılayacak. Heyecanınızın artmasına neden olacak güzellikteler. Köy yamaçta belirdiğinde ise yavaş yavaş  çevrenizde lavanta tarlaları sarmış olacak. Yol boyunca arabalar parketmiş enfes resimler çekmek icin çabalıyorlar. Ah bu ben kendimi ne yapsam acaba. Makina ve tripotsuz gelinirmi  buralara. Makinayı Brüksel ‘de abimde unuttum. Elimizdeki telefonun fotoğraf yeteneğine güvenerek ,bol bol fotoğraflıyorum çevremi.  Lavanta tarlalarını ziyaret için en uygun ay Temmuz. Biz 18 Temmuz tarihinde ordaydik ancak 1 yada 2 hafta önce  buraya gelseydik çok daha canlı bir mor rengiyle karşılaşacaktık. Ancak bu benim sevincimi ve heyecanımı  hiç azaltmıyor. Tarlalarda gezinmek oldukça keyifli. Ancak arılara dikkat etmek lazım. Lavanta kokusundan sarhoş olan birtek bizler değiliz,arılarda nasibini almak istiyor bu güzelliklerden.

20150718_105148 (Medium)

 

 

 

20150718_110806 (Medium)

 

20150718_113843 (Medium)

 

20150718_114704 (Medium)

 

Capture (Medium)

Sault Köyü’nün nüfusu 1500 civarında ancak lavantaların en harika mevsimi Temmuz da ise günlük ziyaretçileriyle nüfusu kat be kat artıyor. Burası Dünya da lavantanın ticari olarak işlenmesine başlanılan ilk yer. Hali hazırdada Dünya’nın  miktar anlamında lavanta üretim merkezi.Erken yol almamızın ekmeğini yiyerek azıcık sakin zamanlarında köye vardık.Köyün girişinde turist info solunuzda kalacak. Biz hemen arabaya bir park yeri bulup (ki bu konuda şanslıyız Temmuz ayı her yer kalabalık otoparklarda dahil),kendimizi köyün sokaklarında kaybediyoruz. Sabah erken saatte vardığımızdan nispeten şanslıyız.Uzunca bir süre geziyoruz. Vuruluyoruz evlere, sokaklara, birde lavanta kokusuna. Her bir köşeyi fotoğraflayasım ,o rengarenk kapı ve evlerin önünde fotoğraflanasım var. Bulunduğumuz tarihte köyde resim festivali olduğundan sokaklar, evlerin duvarları, dört bir yan açıkhava fotoğraf sergisi. Gezerken göz atmayı ihmal etmiyoruz. Hemen sonra La Maison isimli dükkana giriyoruz.İçeride herşey lavantadan yapılma; lavanta kesesi,balı,şekeri,kremi gözüme ilginç gelen herşeyden alıyorum,fiyatlar çok makul değil ama kendimi durdurmam imkansız. Tam çıkarken lavanta buketlerini görüyorum, tanesi 2,5 euro, hemen bir tanede ondan alıp fotograflarıma ekliyorum kendisini. Bu lavanta buketini sonraki tüm Fransa seyahatimizde korumayı başararak istanbul ‘a getirdim,hatta kiralık aracın bagajıda nasibini aldı. Ancak araba kiraladığımız firma mis kokusunun hatırına, temizlemenize gerek yok  dedi. Halen daha salonumda solmadı ve mis gibi kokuyor.Küçük bir uyarı alayım buraya;İşlenmemis lavantanın oldukça yoğun bir kokusu var ve kapalı bir yerde uzun süre maruz kalırsanız baş ağrısı dahi yapabiliyor.Birde yol boyunca bastıracak uykunuzunda sebebi olabilir:)Uçaktada gerekli önlemleri alarak getirmeyi başardım buketi. Çıldırdın mı dediğinizi duyar gibiyim, olsun, şuan mis gibi lavanta kokan salonumda bu yazıyı yazmak çok keyifli.

 

20150718_121825 (Medium)

20150718_121834 (Medium)

20150718_122821 (Medium)

20150718_123443 (Medium)

20150718_125054 (Medium)

20150718_125107 (Medium)

20150718_125231 (Medium)

20150718_125444 (Medium)

Artık yavaştan ayrılmamız lazım, daha görülecek yerler listemiz uzun. Güneşte iyiden iyiye hissettiriyor kendini öglen 1. Ama ayrılamıyoruz, hemen turist infoya girip ‘Az zamanımız var ama daha doyamadık, çok şey öğrendik demek istiyoruz, nereye gidelim’ dedik. Aroma therapy’i tavsiye etti. Köyün bulunduğu yamacın altındaki ovada ağaçlar arasında, uzaktan kolay seçilemeyen bir yer. Küçük bir tabela var girişi kaçırmayın. İçeri girdiğimizde ‘Bingo!’ aradığımız yerdeyiz. Burası bir lavanta üretim çiftliği,müzesi,kafesi,marketi. Ne demek istiyorum azıcık detaylandırayım. Aslında burası lavanta işleme merkezi ve ufak bir alışveriş alanı olarak işletiliyor. Özellikle parfüm esanları ile meşhur olmuş. Bu yıl ise yeni devreye aldıkları kendi imkanları ile oluşturdukları müzeyi bünyelerine katmışlar. Hergün  14.45 te başlayan ingilizce turları mevcut.Müze girişi ve tur ücretsiz.Zaman kaybetmemek adına geziye başlıyoruz biz. Müze kendi imkanları ile yaptıkları halde o kadar interaktif ve öğreticiki bayılıyoruz buraya. Dünya daki lavanta üretim merkezleri, özellikleri, Lavantanın dişi erkek olarak nasıl ayırt edileceği, nerelerde kullanıldığı gibi bir süre farklı konuyu oyunlarla ve deneylerle öğretiyor. Küçücük bir müze ancak farkına varmadan oldukça zaman geçiriyorsunuz.

20150718_131445 (Medium)

20150718_131608 (Medium)

20150718_131710 (Medium)


20150718_131904 (Medium)

20150718_132441 (Medium)

20150718_132709 (Medium)

20150718_133517 (Medium)

Müze çıkışında esansların elde edildiği farklı bitki türleri turu var. Akabinde şirinmi şirin kafesinde lavantalı elma suyu ve ev yapımı lavanta kurabiye ile kısa bir mola verip, serinliyoruz. Bu esanstan bir tanede kendimize alıyoruz.Lavantanın nasıl yetiştirildiği işlendiği ,  kullanım alanlarını hem öğrenip hem bizzet deneyimledikten sonra artık birer lavanta uzmanlarıyız. Şaka bir yana inanılmaz keyifli bir yer, çalışanlar çok sempatik,  sadece alışveriş dükkanını gezmekle kalmayın, zaman ayırın buraya. Bence buraya gelip görülmesi gereken en önemli yerlerden biri.

Yola devam ederken dayanamayıp birkaç lavanta tarlasında inip  fotoğraf  çekiyoruz.  İnsanın hayal kurduğu yerde olması muazzam bir mutluluk. Çocukluk hayallerimden birini gerçekleştirmiş olmanın hazzı var içimde. Keyifli ve huzurlu bir durak peşindeyseniz Temmuz ayında  yolunuzu Provence bölgesinin göz bebeği bu köye düşürün. Lavanta kokusunu bol bol içinize çekin.Avignon’ a doğru yol alırken kalbim ve aklımı Sault’da bırakıyorum.

No Comments