Sault’u üzülerek geride bırakıp, bir sonraki durağımız olan Avignon’a doğru ilerliyoruz. Araçla yaklaşık 1 saat yol aldıktan sonra seyahat boyunca bize eşlik eden  bağlar, bahçeler kesilip, sağımızda süzülmeye başlayan Rhone nehri yüzünü gösteriyor , şehrin surlarıda bizi karşılayıp, görkemli bir ‘Hoşgeldiniz’ çakıyor.

Şehrin girişinde bizi karşılayan bu surlar 14.yüzyılda inşa edilmiş. 4km uzunluğunda, 7 ana kapı ve 39 kulesi mevcut.Şehir öncelerde  surlar içinde konumlanırken günümüzde  dışına taşmış durumda. Ancak surlar içindeki yapılar inşa edildiği dönemdeki tarihi dokusunu günümüze kadar koruyabilmiş.

14. yüzyılda papalığın merkezi olması dolayısıyla müthiş bir üne kavuşmuş  Avignon. Hatta ünü Roma ile yarışır duruma gelmiş. Şehir bu dönemde inşa edilen Dünya’nın en büyük gotik sarayını da bünyesinde bulunduruyor. Papalık Sarayı gerçekten büyüleyici. (Giriş kişi başı 12€)Bu sarayın bulunduğu alan şehrin merkezi. Çevresinde kafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar ile çevrili. Haftasonu denk gelmişseniz meydanda kurulan pazara uğramak gerek.

Meydandan şehir içine ilerlediğinizde en büyük caddesi olan Rue de la Republique’ye çıkacaksınız. Alışverişinde kalbi aynı zamanda. (Genellikle  seyahatlerimde özelliklede Türkiye’de de olan bilindik markalardan pek alışveriş yapmam. Ancak benim tek girdiğim dükkan Yves Rocher oldu. İndirimli fiyatları kesinlikle ‘haksızlık bu’ dedirtiyor insana. Türkiye deki fiyatlardan oldukça farklı. 2€-17€ arası kullandığım tüm ürünlerden stok yaptım. Türkiye’de o kremlere, temizleyicilere verdiğim paraları bilen eşim dahi fiyatları görünce stok konusunda destek verdi bana.Bu mini parantezi açtıktan sonra şehre geri dönelim)Şehrin ve caddenin en kalabalık günlerindeyiz. Bu şehir yazın tam bir festival cenneti. Konserler,sergiler,tiyatro gösterileri…İğne atsanız yere düşmüyor dediğimiz cinsten. Özellikle Avrupa da bu sıcakta bu kadar kalabalık bir insan topluluğunu görmek şaşırtıyor bizi. Görsel şovlar ,sokak sanatının binbir çeşidi bir arada. Bir an film setinde sandık kendimizi. Nereye kafamızı çevirsek rengarenk. Bir ara müziğe kaptırmışım kendimi dans ederek ilerledim caddede. Avignon Temmuz ayında Fransızlar için oldukça popüler anlayacağınız.

 

20150718_155628 (Medium)

20150718_155951 (Medium)

20150718_160238 (Medium)

 

20150718_160359 (Medium)

 

20150718_161055 (Medium)

20150718_161205 (Medium)

20150718_172914 (Medium)

20150718_175605 (Medium)

Avignon’ a gelip atlanmaması gereken en önemli yapı kuşkusuz Saint Benezet Köprüsü. Benim her seyahatim bir hayalle başlar. Resmine vurulurum bir şehrin yada bir yerlerden okuduğum, duyduğum hikayesine. Hemen sonra listeme alırım. Avignon ‘a da internette bu resmi görünce vurulmuştum. Köprü 12. yüzyıldan kalma ve sadece üç ayağı günümüze kadar gelmiş.Rhone nehrinin karşı yakasındaki parktan şehrin ve köprünün oluşturduğu manzarayı izlemek keyif kelimesinin görsel sözlük anlatımı bence.

 

Ekran Alıntısı                                                                       *Bu resim internetten alıntıdır

 

20150718_172340 (Medium)

20150718_172911 (Medium)

Şehrin en önemli yapılarını gördükten sonra hızlı bir atıştırma molası vererek zaman kaybetmeden Arles’e yollanıyoruz.

Avignon hakkında Kısa kısa;

  • Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz bu turun sıcak dışındaki en büyük problemi park sorunuydu, biz hemen ilk surdan girerek kapalı otoparka aracı bırakıyoruz. (ücret 8€) Ücretsiz park yeri bulmanız neredeyse imkansız. Ancak biraz yürümeyi göze alabilirseniz şehrin dışında park alanları bulmanız mümkün olacaktır. Otoparklar gerçekten büyük ve yaz aylarında  sıcaktan dolayı oksijen minimum seviyede. İnanın dönüşte arabayı park ettiğimiz yerde enteresan numaralandırma mantıklarını hemen çözemememiz  nedeniyle uzunca bir süre bulamadık ve bayılma noktasına geldik.
  • Şehrin Temmuz ayında düzenlenen festivaller nedeniyle oldukça popüler olduğunu söylemiştim. Fiyatlarda bununla paralel tabi, aklınızda olsun.
  • Daha önce belirttiğim gibi haftasonu oradaysanız meydanındaki pazarda zaman geçirin.
  • Meydandaki kafeler fazla kalabalık.Bir müddet güzelliğini tattıktan sonra serin birşeyler içmek için ara sokaklara dalın, hem fiyatlar nispeten daha uygun.
  • Avignon’a seyahat niyetiniz var ise kalabalığı göze alıp yaz dönemindeki  festivallere denk getirmeye çalışın. Şehir panayır yeri bu zamanlar.
  • Dünya’nın en büyük gotik sarayına muhakkak zaman ayırın.
  • Saint Benezet Köprüsünün ünlü bir şarkısıda var efendim;Sur le pont d’Avignon.
  • Şehirde 13.yüzyıldan kalma bir sinagog da mevcut, vakit bulursanız listenize alın derim.
  • Yola koyulmamız gerektiğinden yemek işini bir sandviç ile hallettik ancak şehirde Fransa’nın ünlü şeflerinden Thierry Baucher’ in restoranı bulunmakta,  ‘Les 5 Sens’. Biz vakit bulamadık ama seveni ve öveni çok , benden söylemesi.

20150718_173046 (Medium)

Arles yollarındayız , Sevgiler

 

No Comments