Elimizden geldiğince her fırsatı değerlendirip seyahat etmeye çalışıyoruz. Halen Türkiye’de görmediğimiz o kadar çok güzellik var ki sezon tam başlamamış kalabalıklar bu bölgeye akın etmemişken Ramazan dönemini fırsat bilip Datça yarımadasına yolumuzu düşürdük. Maalesef bu zamana kadar defalarca niyetlenip bir türlü buralara gelme fırsatını bulamamıştık.Biliyorum bu bölge için 2-3 gün kesinlikle yeterli değil. Yinede Cuma gününü de bağlayıp 3 güne çıkardığımız bu tatilimiz unutulmazlar arasına girdi.

36910261_433401250474473_7381782376357036032_n(1)

 

Biz İstanbul’dan Dalaman’a uçtuk. Biletleri Ramazan dönemi kampanyasından THY’den oldukça ucuzu aldık diyebilirim. Dalaman Havaalanında yoğun bir genişletme/yenileme çalışması yapıyorlar.  Turistler için tur şirketlerinin yer aldığı stantlar,araç kiralama şirketleri oldukça düzgün konumlanmış. Havaalanında yer alan  Avis’ten araba kiraladık.

İlk durağımız Akyaka oldu. Havalanından Akyaka yaklaşık 1 saat sürüyor. Otelimiz bu bölgenin en popüler oteli No 22 Riders İnn. Aslında bu otele yer bulmak oldukça zor oluyor bizim biraz şansımız yaver gitti. İptal olan bir rezervasyona denk geldim sanırım, hemen rezervasyonu yapıverdim. Odaların dekorasyonu oldukça sade ve gayet temiz. Ben otelin ortamına ve çalışanların sıcakkanlılığına bayıldım. Biz otele vardığımızda topluca basketbol oynuyorlardı. Hemen isimlerimizi öğrenip tatil boyunca ilgileri ve samimiyetleri ile gerçekten bizi çok mutlu ettiler. Akşam 10:00’dan sonra canlı müzik başlıyor ve gece 12.00′ ye kadar otelin bu kısmı bara dönüşüyor. Aslında bu bölge daha ziyade kite sörf yapanların adresi. Bu kitlenin gece toplanma noktası ise burası oluyor. Otelin kokteyleri ise buralara kadar gelmişken es geçilmemesi gerekenler listesinde. Kahvaltı ise  tatlı bahçelerinde servis ediliyor. Bu otelde konaklamasanızda hem kahvaltı hem de akşam canlı müzik için gelebilirsiniz.

Capture

Biz otele vardıktan sonra biraz Akyaka merkezini turlayıp keçi sütünden yapılan dondurmayı denedik. Buraya asıl geliş amacımız tabiki Azmak. Sabah erkenden nehirde bir tur atmak için teknelere yürüyoruz. Yarım saatlik turlar var,fiyatı kişi başı 10 TL. Azmak ömrünüzde denk gelebileceğiniz en soğuk nehirlerden biri. Kesinlikle yüzmek gerekiyor. Nehir boyunca suya girebileceğiniz yerler var zaten. Ama benim için tarih itibariyle suya girmek imkansızdı. Tertemiz ve buz gibi su ikilisini sevenlere buraya aşık olacaklar. Nehir kıyısı boyunca bir çok güzel kafeler mevcut. Azmak şu an koruma altına alınmış,avlanma yasağı var. Buraya gelmişken Çınar Plajı’na uğramadan yola koyulmayın. Bizim Akyaka’dan ayrılık vaktimiz geldiğinden paylaşacaklarım bu kadar ama buraya yakın zamanda geri geleceğiz.

Capture

Akyaka’dan ayrılıp Datça için yola koyuluyoruz. Akyaka’dan Datça yoluna girmeden hemen solda öyle bir yol varki sanırım Turkiye’nin en güzel yollarından biri. O kadar güzel bir manzaraki insanın arabasından inip fotoğraf çekmemesi imkansız.

33987217_602247396810620_6346283830218850304_n(1)

 

Bu yolun sonunda Akçapınar Tostçusu bulunuyor. Datça’ya doğru giderken Akçapınar Tostçusu’nda mola vermediyseniz Mavi Pide’ye şans verin. Yaklaşık iki saatlik bir yolculuk sonrası Datça’da ki otelimize varıyoruz. Burasıda bir gün Datça’ ya gidersem kesinlikle kalacağım dediğim otellerden biri Villa Aşina. Tepeye konumlanmış acayip güzel bir manzaraya sahip rengarenk bir otel. Her oda ayrı bir konseptle döşenmiş. Çalışanlar oldukça yardımcılar. Otelin sahibi Bülent Bey ise misafirlerinin gönlünde önemli bir yer edinmiş. Oteli paylaştığımda daha önce konaklayan takipçilerimden birçoğu kendilerin sevgi ve selamlarını iletmemi istedi:)

33401080_250741908810177_8358050802337579008_n(1)

 

Kargı Koyu

Gelelim en önemli konuya. Hemen otelden çıkıp kendimizi birbirinden güzel koylarla buluşmak üzere yollara vuruyoruz. İlk durak Kargı Koyu. Burası otele oldukça yakın, sadece bir kaç dakikalık mesafede. Açıkçası biz otelimizden aldığımız tavsiye üzerine Mandalya Beach’e geliyoruz. Dönem itibariyle de o kadar sakin bir ortamı vardıki daha ilk adımda oh be dedirtti bize Datça.

32487926_962717180562404_1490594341679267840_n(1)

 

Kızılbükü

Aslında buraya gitme kararı  seyir terasında durup şu güzelliği görünce alındı. Hayıtbükü’nden önce yer alıyor.  Diğer yerlere göre deniz daha dalgalıydı ama yinede mola vermeye değer.   Bu manzarayı görünce tabiki dayanamıyor insan. Deniz ayakkabısı burada hayat kurtardı:)

32850115_190841438412591_1791832481553448960_n(1)

 

Hayıtbükü

Buradan sonraki hedef Hayıtbükü. Burası oldukça küçük sakin bir yer. Deniz ayakkabısının önemini bir kez daha anlayıp kendimizi yine suya bırakıyoruz. Bir kaç tane pansiyon ve kafe var. Burda da şemsiye ve şezlong kiralayabileceğiniz bir tesis mevcut. Biz suyun tadını çıkarıp çok fazla vakit kaybetmeden devam ediyoruz yola.

Capture

Yukarıda yeterince dikkat çekemediysem burada bir parantez açayım. Datça’ya gelirken kesinlikle deniz ayakkabısı getirmenizi tavsiye ederim:) Hakikatten başka türlü denize girmeniz zor olabilir.

34071536_210342289691401_7432438908568207360_n(1)

 

Palamutbükü

Geldik bugünün son ve bizce en önemli durağına. Bu arada yukarıda bahsettiğim koylar arası mesafeler oldukça yakın. Dolayısıyla aynı gün içerisinde bir kaç tanesine gitmeniz mümkün. Palamutbükü diğer koylara göre çok daha uzun bir plaja sahip. Plaj boyunca bir çok farklı işletme var. Plajın büyük bir kısmı şemsiye ve sezlonglar ile kaplı. Yine kalabalık olmayan bir zamanda burada bulunduğumuzdan keyfimiz yerindeydi. Eğer gün içerisinde bir şansınız var ise deniz hakkınızı buradan yana kullanabilirsiniz. Akşam bir çok işletme masalarını deniz kıyısına atıyormuş. Biz o saatlere kadar kalmadık ama sizler kalırsanız akşam yemeğini bu şekilde yemek epey keyifli olacaktır.

Capture

Knidos Antik Kenti
Yeterince deniz sefası yaptığımıza göre artıķ yarımadanın en burnuna gidip Knidos’u görme vakti geldi demektir. Knidos Akdeniz ve Ege denizinin birleştiği nokta oluyor. Tam bu noktada oldukça geniş bir alana yayılmış Knidos Antik Kenti bulunuyor. Bizim orada bulunduğumuz dönemde özellikle anfi tiyatro kısmında kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılıyordu. Buraya güneş tepedeyken gelmemenizi şiddetle tavsiye ederim, beyniniz eriyebilir uyarmadı demeyin.

Müze kartınız var ise giriş ücretsiz. Yok ise giriş ücreti kişi başı 10 TL
Son olarak Knidos yolları oldukça virajlı ve  yer yer daralıyor. Dönüş için çok geç saate kalmamanızı tavsiye ederim. Dönüş biraz zorlayıcı olabilir. Aynı şekilde giderkende kesinlikle hızlı kullanmayın.

Capture

Eski Datça

Buraya kadar gelmişken tabiki Eski Datça’yı görmemek olmaz. Datça diyince akla gelen ilk şey  Can Yücel oluyor. Bizde Eski Datça’ya adım atar atmaz hemen ustanın  evini görmeye gidiyoruz. Yazarın evi mezarına yapılan saldırı sonrası sorumluları bulunana kadar kapatılmış. Biz bunu bildiğimiz halde yinede gitmek istedik. Kapısında yazılanları okumak istedik.

Capture

Eski Datca’nın sokakları bizim orada bulunduğumuz dönemde sakindi.Mis gibi çiçek kokusu ile resmen büyüledi bizi. Buraya gelmişken gitmeniz gereken bir yer var ;Orhan’ın Yeri. Burada bademli kahve içmek artık bölgenin bir adedi haline gelmiş. Mekanın duvarlarında Can Yücel’in şiirleri ve fotoğrafları var. Orhan Bey aynı zamanda Can Yücel’in yakın arkadaşı.

Capture

 

Aynı bölgede bulunna Pehlivan mağazasından yöresel ürün alışverişinizi yapabilirsiniz. Buradan bir kaç hatıralık birşeyler alayım derseniz hemen karşısındaki butiğe uğrayın derim.(ismini not almamışım)

Capture

 

Aynı günün akşamı sahilde denizin neredeyse içine kurulan Kumluk Yolundaki masaların birinde  tamamladık. Yine kalabalıklar olmadığında huzurdan can verecektim. Mis gibi gün batımı üstüne güzel bir yemek, fonda harika bir müzik, insan daha ne ister! Aynı yol üzerinde Machu Picchu Guru Cafe yeni açılmış, kahve molası için uğrayabilirsiniz.

33473427_617394628628639_3186531756975063040_n(1)Tablo gibi …

 Son gün Ölü Deniz’e geçtik. Ağustos ayında yolumuzu tekrar buraya düşüreceğiz. Sanırım o zaman yükseklik korkumu yenerek yamaç paraşütü yapacağım. Kendimi şimdiden hazırlıyorum. Ertesı gün uçusumuz erken olduğundan Göcek’te konakladık. Göcek sahilde akşam oturduğumuz kafeyi ve manzarayı zaman zaman gözümün önüne getirip, huzur buluyorum. Uzun zamandır bu kadar kafa dinlediğim bir tatil yapmamıştım. Belkide bu yüzden Ağustos’taki uzun tatilimizde Ege’den girip Akdeniz’den çıkmaya karar verdik:)

33559641_478718042583495_7491893960458108928_n(1)

 

 

No Comments