Her daim maruz kaldığım birkaç soru var. Bunlardan biri olan ‘Seyahat etmeye nereden başlamalı?’ sorusuna hep aynı cevabı veriyorum.Önce Türkiye’yi gezin.

Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ayrı güzel. Nereye gitseniz bambaşka bir coğrafya, sayısız tarihi eser , lezzetli yemekler sizi bekliyor. O yüzden ne yapıp edin, gezin. Bahanelerin arkasına saklanmayın. En azından bir haftasonunuzu organize edip ,Türkiye’de bir şehir keşfederek başlayın. Zaten seyahat etmenin  ve keşfetmenin mutluluğu ruhunuza dolunca arkası gelecek.Neyse konumuza döneyim.

İki yıl kadar önce gittiğim ve büyülendiğim Kapadokya’ya muhakkak tekrar geleceğim demiştim ve geçtiğimiz aylarda ikinci kez bu büyüleyici coğrafyadaydım. Bilgiler taze, anılar akılda iken hemen Kapadokya rehberine başlıyorum.

13556931_919451198163729_317071236_n

Nasıl gidilir?

Kapadokya diye adlandırılan bölge her ne kadar Nevşehir ile özdeşleştirilmiş olsa da aslında Kırşehir,Niğde, Aksaray, Kayseri gibi çevre illeri de içine alan bir bölge. Ancak kısa bir tur yapılacaksa(2-3 gün) gezilecek görülecek yerlerin bir çoğu Nevşehir’de toplanmış durumda.Bu  nedenle ulaşım için Nevşehir öncelikli olmak üzere , Nevşehir veya Kayseri Hava alanlarını kullanmanız mümkün,tercih sizin. Aynı şekilde otobüs ile de gelinebilir. Merkeze servis hizmetleri mevcut. Gezilecek yerlerin ulaşımında ise benim önerim kesinlikle araba kiralamanız olacak. Birazdan detaylandıracağım Ihlara vadisi, Göreme,Uçhisar , Avanos gibi bölgeler birbirine çok yakın değil ve aynı şekilde toplu taşıma da çok yaygın değil. Ya taksi ile anlaşılacak yada yakın olanlar için  yürünecek.(yazar tavsiye etmiyordu) Zaten açık hava müzelerini gezerken  fazlaca yürüyeceğinizden buraya saklayın kondisyonunuzu. Biz aracı Avis’ten kiraladık  ve oldukça memnun kaldık.

 

Ne zaman Gidilir?

İşte bu konuda şanslıyız, Çünkü Kapadokya’ya aslında  her mevsim gidilir. Hem karla kaplanmış, hemde güneşle parlayan peribacaları ve eşsiz topraklar hafızalara alınmalı. Yani en az iki kere gelinmesi şart. En ideali ise Nisan ve Mayıs aylarıdır. Bu mevsimde nispeten daha serin olur , Şubat ve Mart aylarında ise karlı peri bacaları manzarasına uyanabilirsiniz. Özetle hangi Kapadokya’yı görmek istediğinize karar verin yeter. Yalnız yaz mevsimi için Haziran’ı geçirmemekte fayda var. Temmuz ve Ağustos ayları sıcakta gezmek cidden zor olur ki biz Haziran’da da nispeten zorlandık.

 

Nerede Kalınır?

Kapadokya’ya gidince sabah 6 da uyanıp,gün doğumunda havalanan onlarca balonu izlemek gerekir.Daha sonra ayrıca yazılarda en iyi gün doğumu ve gün batımı noktalarından bahsedeceğim. Bölgenin en hakim ve yüksek tepesi Uçhisar Kalesi ve bu kalenin hemen dibinde yer alan Rox Cappadocia ‘da konakladık. Şiddetle tavsiye edilir. Manzarası muhteşem, sadece gün doğumu ve batımında değil günün her saati kahvenize eşlik edecek muhteşem bir manzaraya sahip terası mevcut. Restore edilirken yapının tabiatı korunmuş ve mağaralar odalara çevrilmiş. Kahvaltı muhteşem, Özellikle otel sahibi  Arda Bey oldukça cana yakın ve yardımseverdi. Yıllarca turizm sektöründe çalıştığı için oldukça tecrübeli. Kendisi İstanbul’da yaşarken, tası tarağı toplayıp buralara yerleşmiş. Yerlisi olunca önerileri de nokta atışı oluyor haliyle.E tabi oda anne tarafından Boşnak olunca kan çekti biraz. Kahvaltıdaki reçeller efsane.Hele o muz reçeli yok mu yakında patlayıp gider diyorum deme di demeyin. Tek negatif nokta  internet bağımlıları için geliyor, mağara içinde wi-fi çekmiyor. Şimdi sakin olun ve sessizce o telefonu elinizden bırakın anın tadını çıkarın.

13556903_1117751411630524_745088256_n

Capture

Gezilecek yerlere başlamadan önce inanılmaz bir toprağa ayak bastığınızı ve olağanüstü yer oluşumlarıyla karşılaşacağınızı bilerek başlayalım. Coğrafi özellik bakımında daha önce gittiğim hiçbir yere benzemiyor Kapadokya. Acaip mistik bir atmosferi var. Rüyanın içindeymiş gibi hissediyor insan kendini. ‘Türkiye’de böyle yerler de varmış vay be ve ben yeni keşfetmişim’ diye iç geçirtiyor insana.

Bu coğrafyanın çevresinde bulunan dağlardan ki en bilineni Erciyes Dağı; püsküren lavların oluşturduğu tabakalar zamanla rüzgar ile aşınarak bugünkü halini almış. Özellikle rüzgarın yükseldikçe değişen hızından ve aşındırıcı kuvvetinden ötürü orta kısımlar daha çok oyulduğundan peri bacaları görünümü oluşmuş.

Şimdi bölgeyi yavaş yavaş tanıyalım. Öncelikle Nevşehir ‘de görmeniz gereken olmazsa olmaz bölgeleri aşağıda işaretledim. Bunlar;Ihlara Vadisi, Kaymaklı, Derinkuyu, Ürgüp, Göreme ve Avanos…

 

Capture

 

 

Gördüğünüz gibi bölgeye yayılmış durumdalar. Sizlere takip ettiğimiz rotayı baz alarak adım adım anlatıyor olacağım. Ayrıca bu bölgeler arasındaki araç ile katettiğimiz süreyi de ekledim. Böylece bir road trip yapmak isteyenlerin işi belki bir nebze olsun kolaylaşır.

Başlamadan gelen Not: Kapadokya geziniz öncesi muhakkak bir müze kart edinin ya da Kapadokya’ya geldiğinizde alabileceğiniz ilk yerde satın alın. Aşağıda giriş ücretlerini ekleyeceğim, hemen hemen hepsi Müze Kart’a dahil. Aksi halde hiç ekonomik olmayacağını göreceksiniz.

 1.Açık Saray;

Uçaktan iner inmez kiraladığımız arabayı teslim alıp yola düşüyoruz. İlk durak havaalanına 15 dakika mesafede Gülşehir’de yer alan bu açık hava müzesi oluyor. Maalesef çok fazla bilinmiyor, ancak kesinlikle görülmeye değer. Mantar kaya da burada görülebilir, ayrıca tracking yapabilir ve çok farklı şekildeki peri bacalarını da görebilirsiniz. Ayrıca bir tilki ile burun buruna geldiğimizide söylemeden duramayacağım. Pek insan olmadığından dolayı ortalıkta cirit atmakta sakınca görmüyor:)

IMG_9287

Giriş; Ücretsiz, En azından biz gittiğimizde kapıda kimsecikler yoktu herhangi bir turnike bulunmuyor ve ücrette yazmıyordu.

 

2.Ihlara Vadisi;

İki gün gibi kısa bir süremiz olduğu için ve Ihlara Vadisi nispeten daha dışarıda kaldığı için biz bu bölgeden başlayıp  daha sonra Derinkuyu ve Kaymaklı üzerinden Ürgüp’e devam edecek şekilde bir rota izledik. Önce yeraltı şehirlerine uğrayıp Ihlara’ya devam edecek şekilde bir rotada izleyebilirsiniz.

İlk gidişimde gördüğüm doğa güzelliği karşısında dilim tutulmuştu. Ihlara vadisi  ortasından geçen Melendiz Çayı ile bölünmüş yemyeşil  bir kanyon. Bu bölgede toprak yapısı dolayısıyla çok yeşilliğe rastlayamıyorsunuz, dolayısıyla Ihlara Vadisi’ni görünce mucizeye tanıklık etmiş gibi hissediyor insan kendini.14 kilometrelik devasa bir vadiden bahsediyoruz. Giriş kapısı hemen hemen vadinin ortasında yer alıyor. 400 basamaktan inerek vadiye ulaşıyorsunuz.(insanı baya zorluyor, özellikle çıkışta ölmeyin:))  Yürümeye başladığınız noktadan en yakın dinlenme yeri 1,5 km ötede. Ben ilk gelişimde yürüme parkurunun 7 kilometrelik kısmını tamamlamıştım. Bu sefer vadide yer alan bir çok kiliseyi keşfedip (Sümbüllü Kilise, Yılanlı kilise vb.)Diker Çay Bahçesi’ne kadar yürüyüp Melendiz’in buz gibi suyuna uzanan sedirlerde hem ayaklarımı serinlettim hem de mis gibi gözleme keyfi yaptım. İki türlüde müthiş keyifli, alın size iki kere gelmek için başka bir sebep;

 

g

13437356_256989708026482_1974451506_n

 

dscf2252

 

 

Notlar;

  • Girişte otopark mevcut herhangi bir fiş vermiyorlar çıkarken 3 TL gibi bir ücret ödüyorsunuz , biz çıkarken kimseyi bulamadık, o yüzden ödemeden yol aldık.
  • Giriş 30 TL, müze karta ücretsiz,Müze Kart fiyatı 40 TL, bilet gişesinde satın alabilirsiniz, kimliğiniz muhakkak yanınızda olsun, tabi öğrenci iseniz öğrenci kimliğinizi unutmayın. Öğrenci fiyatı 20TL
  • Çıkışta müze shop ve Müze kafe bulunuyor
  • Vadiye indiğinizde su bulabileceğiniz en yakın yer 2 km ötede dolayısıyla vadiye inmeden önce soğuk bir suyu çantanıza atmakta fayda var, benden söylemesi
  • Vadi boyunca tırmanıp kiliseleride göreceğinizi unutmayın, rahat bir ayakkabı ile gezmekte fayda var.
  • Yaz aylarında gidiyorsanız şapka  hayat kurtarır. Vadi de yürürken çok maruz kalmasanızda kiliseleri görmek isterseniz kayalara doğru çıkacaksınız bu bölgede güneş kendini fazlaca hissettirecek.

 

 3/4.Yeraltı Şehirleri

Bölgede birden fazla yeraltı şehri var ancak en ünlüleri Derinkuyu ve Kaymaklı.İlk gidişimde  her ikisini de ziyaret ettiğimden bu sefer pas geçtim.Ancak önerim Ihlara Vadi’si gidiş yada dönüşünde programınıza dahil etmeniz. Her ikisi de Niğde yolu üzerinde ve aralarında 10 kilometrelik bir fark var.

Şimdi burada önemli bir uyarı yapmakta fayda var. Klostrofobisi olan, kalp rahatsızlığı olan ve dar alanda nefes darlığı çeken kişilerin dikkatli olması gerekiyor. Açıkçası bu problemleriniz yoksa bile size önerim  kalabalık bir grup olduğunda onlarla aranıza mesafe koyup gezmeniz. Özellikle dar koridorlardan geçerken bir anda durup panik yapan bir kişi beni çok korkutmuştu. Dolayısıyla koridorların boş olduğundan emin olduktan sonra girmek daha sağlıklı. İnternetten videolarıda izlemenizi tavsiye ederim, aksi halde panik yapabilirsiniz.

İnsanların güvenlik amaçlı oluşturduğu bu yeraltı şehirlerinde o dönemde kullanılan erzak odaları, stok alanları, mutfak vb.  görmeniz mümkün. Benden bir ekstra uyarı daha; eğer ikisinin arasında bir tercih yapmanız gerekirse Kaymaklı’yı tercih edin. Derinkuyu’ya göre daha ferah, gezmesi daha rahat. Derinkuyu’ya bir kere girdim ve bahsettiğim panik anını unutamıyorum, bir daha da gireceğimi sanmıyorum.

Giriş, 25 TL; Her ikiside Müze Kart dahilinde

Gördüğünüz üzere Kapadokya’da müze Kart şart

 

 5.Mustafapaşa(sinasos)

Bu turda yeraltı şehirlerine uğramadığımızdan ilk gün için zaman kazanmış oluyoruz. Ürgüp’e yol alırken, sadece 5-6kilometre mesafede yer alan Mustapaşa’yı bu sefer es geçmiyoruz.

Arabayı parkettiğimiz yerin hemen yakınında Çelebi Ticaret adıyla bir hediyelik eşyacı var. Önünden geçerken hemen karşısındaki binayı fotoğraflama çabalarım esnasında Cavit Bey ile tanışıyoruz. Bize hikayesini anlatıp köyde görülmesi gerekenleri söylüyor.Eski bir Rum köyü olan Mustafapaşa’da birbirinden güzel evler görmeniz mümkün. Merkezde bulunan Eleni Kilisesi(giriş 5TL) , tarihi bir binada yeralan Meslek Yüksek okulu(muhakkak gezin), köy meydanı  ve şehrin müthiş manzarasını görebileceğimiz Atatürk Tepesi bizim Mustafapaşa için  görülenler listemizde .Tabi bol bol resim çekmeyi ihmal etmiyorum,

Gelelim Cavit Bey’in hikayesine. Şu an kendisine ait olan evin hikayesi ile başlayalım. Aslen buralı olan Cavit Bey, evin eski sahibi Marika’nın ailesini çocukluğundan hatırlıyor. Mübadele döneminde tüm Rumların bölgeyi terketmesi gerekiyor,Marika Hanım burayı terk etmek istemiyor ve bir Türk ile evleniyor. Aşağıdaki kapıda ise 1914  yılında yazdığı yazı halen korunuyor.

 

g2

Gel zaman git zaman torunları evi satmak istiyor ancak o dönem bu bölge bu kadar popüler değil, satış için yardımcı olan Cavit Bey bir alıcı bulamayınca,en sonunda kendi almaya karar veriyor ve borçlanıp bu evi satın alıyor. Evi geziyoruz ve her odasını bize tek tek anlatıyor , toplam 9 mağara oda var. Anlatırken ekliyor hani şuan Cave diyorlar ya işte ondan diye:) Kendisi hediyelik eşyacı ve küçük bir otel işletiyor. Ev de bu hediyelik eşyacı ve el yapımı ürünlerin deposu durumunda. Geçen sene inanılmaz fiyatlar teklif edilmiş bu eve ama satmak konusunda gönülsüz.

Bu arada hani şu Asmalı Konakla ünlenen ve bir çok yerde göreceğiniz Old Greek House bu köyde. Cavit Bey ‘Dizinin buraya katkısı çok oldu’ diyor. O dönem kalabalık hat safhaya ulaşmış bu sene ise ne yerli ne de yabancı turistin pek rağbet etmediğini söylüyor. Umarım birşeyler değişir en kısa sürede. Bu köye muhakkak uğrayın diyorum ve hemen diğer durağa geçiyorum.

20160625_171347

 

 

20160625_163442


20160625_163606

6.Ürgüp;

Ürgüp özellikle turistler tarafından konaklama için tercih edilen lokasyonlardan biri. Göreme’ye göre peri bacaları nispeten daha az. Olanlarda büyük çoğunlukla otel olarak kullanılmakta. Biz merkezde bir kahvesi içip, otele doğru yol alıyoruz.

 

Turasan Şarap Fabrikası;

Ürgüp’e kadar gelmişken Turasan Şarap Fabrikası’na uğrayıp hem tadım yapabilir hem de şarap satın alabilirsiniz. Daha evvelki Kapadokya seyahatimde fabrika turuna da katılmıştım, tavsiye edilir. Ayrıca ilginizi çekiyorsa Asmalı Konak’ın çekildiği evde müzeye çevirmiş durumda.

20160625_174623_001

 

7.Uçhisar; Uçhisar Kalesi

Otelimizinde yer aldığı Uçhisar malum Uçhisar Kalesi ile meşhur. Çünkü bu kale bölgenin en yüksek yerinde yer alıyor, Dolayısıyla enfes bir manzara sunuyor.Kale dediysek bildiğimiz surları olan kaleler aklınıza gelmesin.Bölgenin tamamında gördüğünüz gibi mağaraların oyulmasından oluşmuş bir yapı. Öyle içine girip gezebileceğiniz bir yapı değil. 400 kadar merdiven ile tepesine çıkabiliyorsunuz. Efsaneye göre bu mağaralardan bölgenin farklı noktalarına ulaşılabilen tüneller varmış, ancak şuan buna dair bir kanıt yok. Uçhisar Çarşısı’nda yer alan Vural 3 katlı hediyelik eşya dükkanını tavsiye ederim. Muhakkak uğrayın. El yapımı bardaklar alınması gerekenlerden.

 

8. Güvercinlik Vadisi

Otele geçmeden önceki durağımız meşhur Güvercinlik Vadisi. Bu bölge için güvercinler oldukça önemliymiş.Gübresi üzüm bağında , yumurtaları ise alçılarda kullanılıyormuş. Kayalara özel olarak oyuklar hazırlanarak güvercinlerin bu bölgede toplanması sağlanmış. Günümüzde halen güvercinleri görebilirsiniz. Uçhisar’dan başlayıp Göreme’ye kadar uzanan bu vadide doğa yürüyüşü opsiyonunuz da mümkün.

20160625_184109

 

 

20160626_122921

9.Ortahisar;

Ortahisar’da Uçhisar gibi bir kaleye sahip ve yüksekliği 86 metre. Ortahisar’ı hızlıca bir turladıktan sonra bize önerilen Tandır Kafe’ye gidiyoruz. Daha önceki Kapadokya seyahatimde meşhur testi kebabını yediğimizden farklı tadlar peşindeyiz.Bu arada gerçek testi kebabı yemek istiyorsanız en az 3 saat önceden sipariş vermeniz gerekiyor. Arkadaşlar akşam yemeği için kesinlikle Tandır kafeyi tavsiye ederim, Ortahisar Kalesi’ne karşı müthiş güzel bir manzarada konumlanmış durumda. Arda Bey’in tavsiyelerine birer bir uyup; Gerdan Tandır,Kuzu İncik, Patlıcan Salatası ve patates kızartması söylüyoruz. Hangisi daha lezzetli inanın karar veremiyorum. Muhakkak listenize alın.

 

ortahisar

 

10.Göreme Açıkhava Müzesi,

Kapadokya’ya gelindiğinde yapılması gereken en önemli aktivitelerden biri, tabiki Göreme Açık Hava müzesi’ni gezmek. Bu alanda inanılmaz  mağaraları, kiliseleri ve kilise duvarında yer alan resimleri görmeniz mümkün. Elmalı Kilise, Yılanlı Kilise, Çarıklı kilise gibi bir çok kilise var .Karanlık Kilise ise kesinlikle görülmeye değer ve en etkileyici olanı. Çünkü diğer kiliselere göre duvardaki resimler oldukça iyi durumda. Buraya giriş için ayrıca 10 TL ödenmesi gerekiyor. İçerideki resimler nemden etkilendiği için gerçekten ilgili olan kişilerin girip görmesini istiyorlar. Bence 10 TL ‘ye kıyın , gerçekten çok güzeldi

 

13525263_1614427538868284_150278549_n

 

 

20160626_131405

 

 

13721299_1203938559639242_976829192_n

 

 Göreme Panorama;

Müthiş bir manzara sunun seyir alanı. Senelerönce buraya nazar boncukları olan bir ağaç kondu ve patladı gitti. Çok turistlik diyip es geçmeyin , çünkü manzara gerçekten çok güzel.

20160626_123425

 

20160626_123547

dscf2087

dscf2090

dscf2091

Yaklaşık süreler;

Nevşehir Havaalanı  Gülşehir:15 dk

Gülşehir-Ihlara Vadisi: 1 Saat

Ihlara Vadisi- Derinkuyu Yeraltı mağarası: 40 dk

Derinkuyu-Mustafapaşa: 45 dk

Mustafapaşa- Ürgüp: 10 dk

Ürgüp-Uçhisar Kalesi; 20 dk

 

11.Çavuşin 

Göreme Açık Hava Müzesi’nden sonraki durağımız Çavuşin oluyor. Bu bölgede görülebilecek en önemli yapı Çavuşin Kilisesi. Göreme Avanos yolu üzerinde yer alıyor. Bir sonraki durağımız olan Paşabağ ve Zelve öncesi burada mola verip kiliseyi gezdik. Bölgenin en eski kiliselerinden biri. Giriş 8 TL, müze karta ücretsiz. Kilise girişinde çanak çömlek yapılan güzel bir dükkan var. Bir önceki seyahatimde burada bir çanak yapımı sunumu izlemiştik. Nispeten daha tenha olduğundan tercih edilebilir.

20160626_134832

 12.Paşabağ Vadisi

Zelve’ye gelmeden önce görülmesi gereken bir diğer vadi Paşabağ Vadisi. Peri bacalarının en belirgin şekliyle gözlemlenebileceği bir yer burası. Zaten yol üzerinde dikkatinizi çekmemesi imkansız. Hayallere dalıp ilginç görüntüleri zihninizde bir şeylere benzetmekten alıkoyamayacaksınız kendinizi , bu gayet normal:) Önceki senelere göre yürüyüş yolları bir nebze olsun düzeltilmiş. Ücretsiz otoparkı var  ve giriş için herhangi bir ücret ödemenize gerek yok.

 

20160626_141715

 

20160626_142404

 

13.Zelve Açık Hava Müzesi

Bir önceki Kapadokya seyahatimde uğrayamadığım Zelve’ye nihayet bu seyahatimde zaman ayırabiliyorum. Büyük bir hata yaptığımı daha ilk girdiğim anda anlıyorum.Bence burası bölgede görülmesi gerekenlerde ilk sıralarda yer almalı. İnanılmaz bir görsel şölen sunan bu vadiye birkaç saat ayırmanızı ve eğer yaz dönemlerinde ziyaret ediyorsanız yanınıza soğuk su ve şapka almanızı tavsiye ederim. Tabi rahat bir ayakkabı.Yürüyüş yolu yönlendirmesi oldukça başarılı. Vadi boyunca kimi zaman tepeyi tırmanacak kiliseleri görebilecek , kimi zaman dar yollarda çalılıkların içinden geçeceksiniz. 1952 yılına kadar  kullanılan  köyün meydanını, camisini ve evlerini görebilirsiniz. Zelve halkı erezyon artması ve kayaların tehlike arz etmesi sebebiyle köyü terk etmek zorunda kalmış. Vadi genelinde kaç tane resim çektiğimi hatırlamıyorum. Oldukça etkileyici bir açık hava müzesi. Görmeden dönmeyinler listesinde ilk sırada, benden söylemesi. Giriş 10 TL, müze karta ücretsiz. Otopark mevcut , ayrıca birşeyler alabileceğiniz yada yemek yiyebileceğiniz küçük dükkanlar var.

13437425_1629866420664742_776604772_n

20160626_150143

20160626_150924

 

Devrent Vadisi

Hani şu her Kapadokya’ ya gidenin paylaşmazsa öleceği deve şeklindeki peri bacalarının bulunduğu yer Devrent Vadisi olarak geçiyor. Diğer bir adı Hayal Vadisi. Peri bacalarının birbirinden farklı şekilleri hayal gücünüzü özgür bırakmanızı bekler. Artık neye benzeteceğiniz size kalmış.

 

deve

dscf1985

Üç Güzeller

Kısaca bildiğiniz peri bacalarının üçünün yanyana olduğu ve arkasındaki manzara ile nefis fotoğraflar çekebilecğeiniz bir nokta. Öyle giriş yapılan bir alan yok. Nevşehir-Ürgüp yolu üzerinde bulunuyor. Zaten fotoğraf çeken kalabalıktan kaçırmanız pek mümkün değil.

ucguzeller

 

Avanos

Kapadokya da keşfedilmesi gereken bir diğer bölge çömlek yapımı ile ünlü Avanos.Yüzlerce yıldır devam edenek bu gelenek nesilden nesile aktarılmış. Bir çok farklı atölyede çömlek yapımına katılabilirsiniz. Bölgede Kızılırmak nehri kenarında çok güzel kafeler var . Ayrıca nehir üzerinde meşhur Sallanan köprü görülebilir. Birşeye benzemiyordur diyip gittiğimiz Avanos Saç Müzesi hayatımda gördüğüm en tuhaf yerlerden biriydi. Binlerce saç var müzede. Her sene çekilişle kazanan saç sahibini Kapadokya da ağırlıyorlar. İlginç bir müze bence gidiverin:)

 

dscf2157

20160626_161618

20160626_161449

 

20160626_155148

 

Kapadokya’ya geldiğinizde şarap ve meşhur kabak çekirdeği almadan dönmeyin.

Benim notlarım bu kadar. Kapadokya’da en iyi gün doğumu ve batımı izlenebilecek yerleri merak edenleri buraya alayım.

Kapadokya, Haziran 2016

 

 

 

 

 

No Comments