Hafta sonu gezimizin ilk gününü Mardin’i keşfe ayırmıştık. Pazar günü ise biraz daha merkez dışına çıkarak Midyat ve Hasankeyf civarına yol aldık.

1.gün nereleri görmüşüz, konaklama detayları gibi bilgiler için tıklayın.

Yediklerimiz içtiklerimiz içinde şu yazıya beklerim.

Mardin’e gelmeden önce bu kısmı araba kiralayıp kendimiz mi yapsak yoksa bir tura mı katılsak, turu önceden mi ayarlasak gidince mi görüşsek emin olamamıştım. Açıkçası internette denk geldiğim turlar bana pahalı geldi. Daha sonra otelimiz ile iletişime geçip bu konuda destek istedim. Öncelikle  bu tip bir tur talebi çok olduğundan bir kaç otelin müşterilerinin dahil olduğu grup oluşturmak zor olmuyor. Dolayısıyla oteliniz ile iletişime geçerek böyle bir tura dahil olabilirsiniz. Bu turlar 15-16 kişilik araçlarla gerçekleşiyor ve kişi başı 90 TL. Biz özel araçla gezmek istedik, kendimiz araba kiralama opsiyonunu pek düşünmedik. Bu şekilde araç kiraladığınız durumda ücret 400 TL. Biz başka kişilerle aracı paylaşabileceğimizi söylediğimizden farklı otelde konaklayan 2 kız arkadaşta bize dahil oldu. Ücreti yine 90 TL olarak verdiler ancak biz bahşişi de dahil ederek kişi başı 100 TL ödedik. Tur için bize Sinan yardımcı oldu. Kendisi burada doğmuş büyümüş. Gezerken uğrayacağınız yerler için zaten rehberler ya da küçük bir bahşiş verdiğinizde size yardımcı olan kişiler oluyor. Sinan bize daha çok yol boyunca bölgenin kültüründen, yakın geçmişinden bahsetti ve turların yaptığı güzargahı birebir takip etmeyerek oldukça alternatif bir rota çizdi bize. Biz çok memnun kaldık. Kendisinin numarasını ekliyorum. (0544 441 2647)iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Gelelim bu gün içerisinde bizim gördüğümüz güzelliklere.

 

Deyrulzafaran Manastırı

İlk durağımız Mardin’in 15 km dışındaki Deyrulzafaran Manastırı. Manastırı gruplar halinde gezmek zorundasınız. Her bölümde detaylı bir şekilde bilgilendirme yapılıyor. Sadece manastır değil Süryanilerin ibadetleri ile ilgili de  bilgi vermeyi ihmal etmiyorlar. Tüm tur boyunca bilgilendirmenin en detaylı olduğu yer burasıydı.

Manastır toplamda 4 bölümden oluşuyor.Ana kilisenin her bir köşesi tam bir tarih. Bu bölümde öncelikle ibadet şekilleri kısaca anlatılıyor. Bu manastırın en önemli özelliği tam 600 yıl boyunca Patrikhane görevi görmüş olması. Ancak 1932 yılında siyasi nedenlerden ötürü Patrikhane merkezi Şam’a taşınmış. Şu an ise metropolitik bir merkez görevinde. Mardin ve civarındaki manastır ve kiliseler (Midyat hariç) buraya bağlı . Aynı zamanda burası okulu olmayan köylerde yaşayan Süryani çocuklar içinde yatılı bir manastır. Bu çocuklar devlet okullarında eğitim görüyor, haftasonları ise din eğitimleri, süryanice gibi dersler alıyor. Ancak burası din adamı yetiştirmiyor. Bunun için ayrı bir eğitim almaları gerekiyor.

Capture

Ana kilisede yer alan duvarda 1200 yıllık orijinal bir fresk yer almakta. Ana kilisenin iki tarafında üzerinde süryanice Davud peygamberin hayatından kesitler olan sütunlar tam 1400 yıllık. Sağda yer alan makam kürsüsü fildişi süslemeli ve 500 yıllık, soldaki ise ceviz ve tam 400 yıllık.

Capture

Daha sonra daha küçük olan kilise bölümüne geçtik. Bu kısımda dönemin ilk matbaasından bir parça sergileniyor. Ayrıca yine 350 yıllık taşıma arası olarak kullanılan bir taht göreceksiniz. Bu tahtlar önde ve arkada iki at ile taşımayı sağladığından yokuş inip çıkmak içinde oldukça pratik imiş. O dönemlere ait orjinal bir resimde bu kısımda yer alıyor.

CaptureÜçüncü bölüm ise patriklerin yattığı mezarlık. Patrikler İsa’nın geri döneceği yöne doğru oturur pozisyonda gömülüyormuş, bir sonraki patrik gömüleceğinde bu lahitler açılıyor patriğin kemikleri kenara çekilerek ölen patriğin bedeni aynı şekilde yerleştirilerek gömülüyor.

Son olarak 4000 yıllık geçmişi olan güneş tapınağı bölümüne geçtik. Manastır aslen bu tapınak üzerine inşa ediliyor. Taşların açılı olarak tamamen birbirine geçirilmesiyle inşa edilişini burada çok daha net görüyor ve hayretler içinde kalıyorsunuz.

Giriş: Kişi başı 10 TL

 

Dara Antik Kenti

Bu bölgeye geldiğiniz asla es geçmemeniz gereken yegane yer burası. Evet bir çok yer gerçekten çok güzeldi ama turun sonunda hepimizin en çok etkilendiği yer Dara Antik Kenti idi. Daha mezar bölgesine girdiğimiz anda buranın  hakettiği üne nasıl kavuşmadığını anlamaya çalıştım. Aslında Dara antik kenti oldukça geniş bir alana yayılmış durumda. Zaman içerisinde kazı çalışmalarının devam edebilmesi için köyün taşınması planlanmakta.Ve tabi bunun içinde bir ödenek oluşturulması gerekiyor.

Şu an antik kentin  çok küçük bir bölümünün yer yüzüne çıkarıldığı söyleniyor. Kazıların tamamlandığında neler göreceğimizi  hayal dahi edemiyorum ben. Dara Antik Kentin en önemli eserlerinden biri olan  metreler yüksekliğindeki sarnıç muhtarın evinin hemen altında yer alıyor. Yerin altında nasıl bir dünya var siz düşünün artık.Resimler yetersiz kalıyor biliyorum. Gittiğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Dara M.Ö. 1.yüzyıldan itibaren Roma ve Pers devletleri arasında el değiştirmiş. Mezar kısmının girişinde tarihi ile ilgili oldukça detaylı bir bilgilendirme mevcut. Ben biraz daha yakın dönemden özet geçmek istedim. 1251-1259 yılları arasında İlhanlılar tarafından tahrip edilmesi nedeniyle bu tarihlerden itibaren yavaş yavaş terkedilmiş. 14.yüzyılda sadece günümüzdeki Dara köyü yerleşimi gün yüzünde kalmış ve bugüne ulaşmış.

Capture

Dara’da 1986 yılından itibaren kazılar yürütülmekte. Ancak yapılar özel mülklerde kaldığı için maalesef çalışmalar çok hızlı yapılamıyor.

Bugün itibariyle gün yüzüne çıkartılan 10 ayrı bölüm var. İlk kısım mezarlık alanı. Burası ilginç bir şekilde her dönem aynı amaçla kullanılmış ve bir önceki mezarlara zarar verilmemiş. Özellikle ana kısımda atları ile gömülmüş yüzlerce askerlerin kemiklerinin olduğu bölüm inanılmaz. Meryem Ana tasviri, buranın toplu mezar olduğunu gösteren kemik ve kafatasları betimi ve 4 mevsim yeşil kalma özelliğiyle hayat ağacı olarak kabul edilen çam ağacı figürleri bu toplu mezar girişindeki kapıda yer alıyor.

Capture

Capture

Capture

 

Mezarlıktan sonra köy sınırlarının içinde bulunan sarnıca gidiyoruz. Araba ile beş dakikalık bir mesafede. Yukarıda belirttiğim gibi sarnıca(zindan olarak yazıyor tabelalarda ancak kesinlikle sarnıca benziyor:)) muhtarın evinin yanındaki merdivenlerden iniyorsunuz. Girişi görünce doğru yerde olduğumuzdan emin olamadım. Metrelerce yükseklikteki bir yerden bahsediyoruz sonuçta. Ancak bir kaç merdiven indikten sonra gördüğüm güzellik karşısında dondum kaldım. Buyrun resimler.

43522124_1940322122936986_1912717822242401991_n(1)

 

Capture

 

Capture

Giriş ücreti 1 TL . Tabi bu ücreti vermesenizde olur, muhtar yardım amaçlı topluyor. Sonrasında yanında bulunan  bahçede çay ve kahve molası verdik. Köy çocukları burada su ve çay servisi yapıp harçlıklarını kazanıyorlar.

Dara Antik Kenti’nden sonra Suriye sınırı boyunca ilerliyoruz. Bu bölgede uzun yıllar çok fazla kaçakçılık yapılmış. Son yıllarda ise bu duvar örülmüş. Aradaki kısımlarda ise termal kameralar var ve herhangi bir hareket tespit edildiğinde Türkçe, Kürtçe ve Arapça olmak üzere üç dilde uyarı anonsu yapılıyor imiş. Kaçakçılık yapıldığı dönemde bir çok hayvan mayınlar nedeniyle ölüyormuş. Son dönemlerde altıncı hissi çok kuvvetli olan katırlarla çok yüksek miktarda kaçakçılık yapılıyormuş. Duvar örüldükten sonra bu kısım için kaçakçılık yapılması son bulmuş.

Propoganda filmine konu olan köyü yine bu esnada görüyoruz. Filmden sonra köyün tamamı Türkiye’ye bırakılıyor. Sınır boyunca ilerleyen düz duvar bu köy boyunca kıvrılıp kaldığı yerden devam ediyor. Böyle bir yerde yaşamak nasıl bir his acaba diye merak ediyorum ister istemez.

Yine yol üzerinde Büyü filminin çekildiği köyü uzaktan görüyoruz. Hikayeye burada girmeyeceğim ancak çekimleri köyde tamamlanamamış. Tek söyleyebileceğim uzaktan dahi ürkütücü olduğu.

Capture

Capture

 

Beyaz Su

Gün boyu peşimizi bırakmayan yağmur neyseki şiddetinin azalttı. Bu sayede iptal etmek üzere olduğumuz Beyaz Su’yu plana dahil ettik. Burası bölge halkı için çok önemli. Özellikle yaz aylarında bölgenin cehennem sıcaklarında cennet demek. Yaz aylarında özellikle haftasonuna nehir kenarları tıklım tıklım oluyormuş. Biz nehir kenarındaki bir alana oturup, çay molası verdik. Bu esnada Sinan bize buranın öneminden bahsetti. Ve bolca Mardin’in çok kültürlülüğünden ve bu durumun günlük hayata nasıl yansıdığından bahsetti.  Beyaz suyun kaynağı aynı zamanda Mardin’in su ihtiyacını karşılıyor ve bu nedenle ayrıca bir önemi var. Su borularında herhangi bir problem yaşadıklarında günlerce susuz kalınan zamanlar olmuş.

Capture

 Midyat 

Yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrası Midyat’a varıyoruz. Midyat’a uzaktan baktığınızda bir çok haç işareti olan yapılar göreceksiniz. Bunların bir çoğu kilise olmasına rağmen günümüzde ev olarak kullanılıyor.Ayrıca Midyat merkezinde saat kulesine dikkat etmenizi tavsiye ederim.  Kulenin dört ayrı yüzünde dört  ayrı bir sembol var. Bunlar cami, kilise, Türkiye haritası ve Ezidilerin sembolü tavus kuşu.

44472986_1154418851377917_1148570298706720466_n(1)

Öğle yemeği için Midyat’ta mola verdik. Bahar Sofra Salonu’nda yöresel bir tabak yedik. Kaburga, barok, sembusek gibi lezzetlerden oluşan bu tabak için kişi başı içecek dahil 40 TL ödedik. Bence yemek molasını Midyat’a denk  getirecekseniz hiç zaman kaybetmeden buraya gelebilirsiniz.

Not: Bizim yaptığımız turda yemek sonrası direkt Hasankeyf’e geçtik, Midyat turu kapsamında şarap ve yöresel eşya alışverişi için zaman ayrılıyor. Biz bu kısmı akşam saatine planladık ki telaşsız Hasankeyf’i gezelim. Daha sonra Midyat’a geldik. Ancak ben Midyat kısmındaki notlarımı burada anlatıyor olacağım.

Unutmayın buralarda gün çok erken doğup, çok erken batıyor.Planınızı buna göre yapın.

Midyat Konuk Evi

Mardin örnek evi olarak sergilenen konak zamanında Sıla dizisi ile ünlenmiş. Neyseki kalabalık grubun çıkışına denk geldiğimizden nispeten sakindi diyebilirim. Daha önce okuduğum bloglarda bu kısmı dizi ile ünlendiği için es geçenler olmuş. Ancak burasını Kapadokya ‘da ki Asmalı Konak ile pek karıştırmamak lazım. Çünkü bu binanın mimarisi gerçekten oldukça özel. Öte yandan Midyat’ı fotoğraflayabileceğiniz en güzel manzarada bence buranın en yüksek terasında idi.

Giriş: 2 TL

Capture

 

Capture

 

Biraz Alışveriş

Bu turdaki alışveriş opsiyonunuzu Midyat’tan yana kullanabilirsiniz. Seçenek çok ve fiyatlar uygun. Siraz Şarap Evi’ne uğradık. Aynı markanın Eski Mardin’de ki artık yakından tanıdığınız 1.caddesinde yer alan bir şubesi daha var. İsterseniz kargoda yapıyorlar. Tadımınızı burada yapıp satın aldıklarınızı kargo yaptırabilirsiniz. Biz pazartesi günü direkt işe gideceğimizden bavullarla uğraşmak istemedik. Bagaj teslimi yapmayacağımızdan bu kargo opsiyonu oldukça faydalı oldu. Midyat’ta ayrıca Shilul Süryani Şarap fabrikasıda bulunmakta. Zamanınız var ise burayada uğrayabilirsiniz.

Burada Mardin’e özgü olan telkarilerden satın alabileceğiniz bir çok dükkan bulunuyor. Ayrıca süryani nazar boncuğunu ben çok beğendim. Bence hediye satın almak isterseniz güzel bir alternatif. Ayrıca aldığımız bir diğer ürün ise bakır bir tava idi.

Mor Gabriel Manastırı

Turun bir diğer önemli durağı Mor Gabriel Manastırı. Mor Süryanice Aziz demek. Dolayısıyla bu gölgede bolca duyacağınız bir kelime. Bu manastırıda gruplar halinde gezebiliyorsunuz. Dünya’nın en eski manastırlarından biri burası. Girişte çift taraflı yüksek meşe ağaçlarının dizili olduğu bir yoldan geçiyorsunuz. Meryem ana Kilisesi, Resuller Kilisesi, Kırkşehit Kilisesi, Mısırlılar Kubbesi  gibi kısımlardan oluşuyor. Manastırda bulunan kubbenin en önemli özelliği dışarıdan dikdörtgen olarak gözükmesi. Bu kubbe zamanında altın kaplamalı freksler ile dolu iken Timur’un saldırılarından sadece küçük bir bölümü günümüze kadar ulaşmış, diğer kısımlardaki altın eritilerek çalınmış.

Mezarlık bölümü manastırın en etkileyici kısımlarından. burada tam 12.000 din adamının mezarı bulunmakta. Bunların en önemlisi ise manastıra adınıda veren Mor Gabriel’in mezarı. Mezarının bulunduğu toprağa elini sürmek isteyenler için özel bir kısım oluşturulmuş.

Manastırın avlusu, bahçeleri tam bir görsel şölen. İçerideki kısımlar kadar avluda da zaman geçirmenizi tavsiye ederim.

Giriş:5 TL

Capture

 

Capture

 

Capture

 

Hasankeyf

Benim için turun bir diğer heyecanlı durağı Hasankeyf idi. Hasankeyf tıpkı Halfeti gibi inşaat tamamlandığında sular altında kalacak. Açık söylemek gerekirse bu kadar büyük bir inşaat alanını beklemiyordum. Hasankeyfi karış karış taşıyorlar. Tüm tarihi eserlerin çevresinde vinçler bulunuyor. Yeni yerleşim yeri Hasankeyf’in hemen karşısındaki yamaçta oluşturulmuş. Evler tamamlanmış ve büyük bir çoğunluğu taşınmış. Sadece hediyelik eşya satan dükkanlar, bakkal gibi yerler açıktı. Zeynel Bey Kümbeti’de taşınmıştı.

Artuklu Köprüsü, Hasankeyf Cami, İmam Abdullah Zaviyesi taşınacağından çevresi inşaat halindeydi. Dolayısıyla bu yapılara yaklaşmanız ya da içine girmeniz mümkün değil. Bu nedenle seyir terasında zaman geçirmeyi tercih ettik. Tüm bölgeye hakim bu terastan her bir yanını inceledim bu güzel bölgenin.

Küçük çocuklar kendilerinde sanat yapıyorlardı burda. Bol bol resmimizi çektiler.

Seyir terasında Hilve adı verilen cevizli ballı kahveden içtik. Bence muhakkak deneyin. İki kahve ve suya 14 TL ödedik. İsterseniz ayaklarınızı suya sokabileceğiniz şekilde hemen nehrin içinde de kafeler yer alıyor, özellikle yaz döneminde gelindiğinde tercih edilebilir. Dediğim gibi biz tepeden bakmayı tercih ettik.

Capture

Capture

Capture

Yalan yok niçin daha önce gelmedim diye kendime çok kızdım. Halfeti’yi görememiştim burayı da maalesef inşaat alanı halinde gördüm, yine de görebildim diye avuttum kendimi. Buradan sonra dönüş yoluna geçtik. Hasankeyf Batman’a bağlı. Planınızı yaparken mesafeyi unutmayın. Hasankeyf Mardin arası yaklaşık 2 saat sürüyor.

 

Tura başladığımızda  Mardin’i uzaktan fotoğraflayabileceğimiz bir tepede sabah sis nedeniyle resim çekememiştik. Dönüş yolunda tekrar aynı tepeye ulaşıp Mardin’in ışıklı halini fotoğrafladık. Ancak Sinan bana en güzel Mardin fotoğrafını çektirmeye niyetliydi. Bu yüzden daha yakından çekebileceğimiz bir yere götürdü. Aslında bu fotoğrafı çekebilmeniz için bir otel bahçesini kullanmanız ve bunun içinde para ödemeniz gerekiyor. Ancak kendisi bu konuda da kararlıydı ve bize mezarlığın en tepesine götürdü. Girişte çok emin olamadık ancak Sinan o kadar rahattı ki üstüne esprilere de başladı. Tamam dedim bu fotoğrafı çekmeden dönmeyeceğiz. Akşam mezarlıkta çekilen bu fotoğrafın hikayeside böyleydi.

44612355_369110610498434_7443346272068496216_n(1)

Buraya kadar okuyanlara ödül olsun:) İki günlük seyahatin maliyeti o kadar çok sorulduk ki onun içinde şuraya beklerim.

Mardin iki günlük zamanda haftalarca aklımızdan çıkmayacak şekilde besledi bizi. Hem ruhumuzu hem de midemizi:) Umarım yazıdan keyif almış ve ayrı bir sekmede uçak bileti kontrollerine başlamışsınız:) Yolunuzu bu güzel coğrafyaya en kısa sürede düşürmenizi diliyorum.

 

 

 

 

 

No Comments