Regensburg_Steinerne_Bruecke_ (Medium)

Geçtiğimiz haftalarda yolum Almanya’nın Bavyera eyaletinde bulunan Regensburg şehrine düştü. İş dolayısıyla gittiğim bu şehrin daha önce ismini duymamıştım. Ta ki,Budapeşte ziyaretim öncesinde yaptığım araştırmalarda Zincirli Köprünün Tuna üzerindeki en uzun ikinci köprü olduğunu, en uzun köprünün ise Regensburg şehrinde olduğunu öğrenene kadar. Tesadüf buki, Budapeşte gezimden kısa bir süre sonra yolum Regensburg kentiyle kesişti. Dünya küçük:)

Yoğun bir tempoda olacağımı bildiğimden şehri keşfetmeye çok vaktim olabileceğini zannetmiyordum. Bu nedenle de yeterli bir araştırma yapmadım. Ancak gitmeden önce , bu şehri keşfeden hemen hemen herkes şehrin güzelliğini övdü bana. Toplantılarım sonrası akşam yemeği öncesi birkaç saat boşluğum oluştu.

Akşam karanlığı çökmeden  hemen önce attık kendimizi şehrin sokaklarına. Aslen Fransız , ancak bir süredir Almanya da yaşayan ve çalışan arkadaşım Nicolas  ile hızlı adımlarla görülebilecek en güzel yapıların önünde  yol aldık. Paralelde şehirdeki hayatı anlattı bana ve en güzel mekanları tanıttı.

Öncelikle şehirle ilgili çok kısa bilgilerle başlayalım. Tuna ve Regen Nehrinin birleştiği noktada kurulmuş olan bu şehir savaş döneminde çok hasar görmediğinden Eski Şehir Merkezi tarihi dokusunu  korumuş. Öyleki Dresden şehrinden sonra Almanya da beni en çok etkileyen tarihi şehirlerden biri oldu. Regensburg şehir merkezi ve karşı kıyıdaki Stadtamhof 2006 yılı itibariyle UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış. 2000 yıllık bir tarihi barındırıyor sokaklarında, 1500 adet bina koruma listesinde. Bu nedenledir ki şehri adımlarken gözünüzü alamıyorsunuz binalardan.

Gelelim kısaca benim izlenimlerime;Şehirde ilk ilgimi çeken, inanılmaz hareketli olması. Avrupa’da genellikle akşam 6-7 den sonra sokaklarda garip bir terkedilmişlik yaşanır ya, bu şehirde bu yok. Geç saatlere kadar her yaştan insan keyifle vakit geçiriyor. Sokakta sohbet edenler dört bir yanda. Öte yandan tarihi yapıları modern alışveriş konseptiyle birleştirmişler. Sayısız küçük butikler ise  yine mükemmel bir ahenk ile serpiştirilmiş.  Alışveriş merkezleri gözünüzü yormuyor, Lokal marketler şehre o kadar güzel yayılmış ki,bütünlüğü inanılmaz güzel. Yine şehirde adımlarken hemen hemen her köşede festival , sergi, konser etkinliklerinin afişlerini görebiliyorsunuz. Yoluma çıkan ilk muhteşem yapı Regensburg Katedrali. Şehrin hemen hemen her noktasından bu yapının güzelliği gözünüze çarpıyor.  Rathausplatz’a devam ediyoruz. Gece ışıklandırması ile dahada güzel görünüyor bu yapılar.  Neupfarrplatz meydanı ise ayrı bir güzel. 1135-1146 yılları arasında inşa edilen  310 metre uzunluğunda Steinerne Köprüsü şehrin en önemli yapısı. 15 ayak üzerine oturtulmuş ve şehrin fotoğraflarını çekmek istiyorsanız burası sizin noktanız.

DSC_0742 (Medium)

DSC_0739 (Medium)

DSC_0746 (Medium)

DSC_0744 (Medium)

 

 

 

Kendimizi bir lokantadan içeri atıyoruz. Yine tarihi bir binanın pasajından geçerek uzunca bir koridordan sonra geniş bir mekana giriyoruz. Sanat galerisine girmişim hissiyatı yaratıyor. İç mekan tasarımı çok etkileyici, duvarlar tablo gibi. Gözlerinizi alamıyorsunuz. Garsonların sıcaklığı ise benden tam not alıyor. Yemek seçimi konusunda çok yardımcı oldular ve memnuniyetimizin onlar için çok önemli olduğunu defalarca hissettirdiler. Ayrıca şehirde Dünya mutfağından birçok seçenek mevcut.

DSC_0747 (Medium)

DSC_0748 (Medium)

DSC_0749 (Medium)

Benim keşfedemediğim çok fazla yer var bu şehirde. Birkaç saatlik gezinti tabi ki yetmiyor bu şehir için. St. Ulrich Kilisesi , eski Dompropstei, Dachauplatz,  Kornmarkt ,  Haidplatz, Porta Praetoria ve Geschlechtertürme görülmesi gereken diğer adresler

Siz siz olun birkaç günlük zaman ayırın bu şehre.

Sonraki durak: Çikolata kokan şehir Brügge

Not:Regensburg şehir resmi wikipedia dan alınmıştır

 

 

 

No Comments