Bir kaç yaz önce tam da bu zamanlar Fransız Riveriasının altını üstüne getiriyorduk. Marsilya’dan başlayan yolculuğumuz adım adım şehirleri, köyleri, lavanta tarlalarını ziyaret ederek Monaco’ya kadar devam etmişti. Yol üstünde Cate D’azur bölgesinin en ünlü destinasyonundan biri olan St.Tropez’e de uğradık. Farkettimki bu bölgeye ait yazıyı blogda yayınlamamışım. Kısaca bahsetmek istedim.

1535059836710

St.Tropez’e otobüs ve tren,hatta yaz aylarında Nice’den günübirlik tekne turları ile bile ulaşabilirsiniz. Zaten bu kısımla ilgili bolca bilgi mevcut internette. Sahil şeridi boyunca bir çok bölgeye trenle ulaşım mümkünken St.Tropez’e direkt trenle ulaşım mümkün değil maalesef. Trenden sonra otobüste kullanmanız gerekiyor. Bu noktada St.Tropez’e nasıl ulaşacağınız konusu tamamen bütçenizin çapıyla alakalı. Günübirlik tekne turları fiyatları 60€ civarı iken Nice’den kalkan otobüslerle çok daha düşük bir ücretle buraya gelebilirsiniz.

St.Tropez Nice şehrine 100 kilometrelik bir mesafede yer alıyor. Bildiğiniz üzere Dünya yüksek sosyetesinin uğrak merkezi (neyse bu klişe cümleyi de kullandığım bir yazım var artık blogda) Burayı duymayan var mıdır emin değilim. En kötü ihtimalle evinizde hiç izlenmeyen o magazin programlarından birinde yanlışlıkla duymuş olmanız muhtemel!

Saint Tropez, Brigitte Bardot’un rol aldığı 1956 yapımı ‘Ve Tanrı Kadını Yarattı’ filmi ile meşhur oluyor.

Biz Nice’e geçerken günübirlik bir gezi planladık buraya. Zamanı olanlar konaklamada planlamalı çunkü plajlarında bir gün geçirilmeli.Ancak bana gelen sorularda eğer gün konusunda kısıt varsa sadece uğranmasını öneriyorum.

Bölgeye girer girmez gördüğünüz ilk şey tabiki lüks. Solumuzda kalan denizde sayısız yat,yol boyunca takip ettiğimiz yolda birbirinden lüks araçlar var… Arabamızı park edip limana yürürken dünyaca ünlü markaların dükkanları çıkıyor karşımıza. Sadece lüks markalar değil tasarım dükkanlar,minik butikler…

Capture

Alışveriş konusunda sonsuz seçenek havuzu.Dükkanların oldukça kalabalık. Sanki insanlar sadece alışveriş için gelmişler hissiyatı oluştu bende. Saint Tropez’de her salı ve cumartesi günleri daha ucuz bir alternatif olan pazar(Place des lices) kuruluyor. Kıyafetten,yerel yiyecek içeceğe kadar aradığınız bir çok şeyi bulabilirsiniz. Alışverişi seviyorsanız  iyi bir alternatif olabilir. Bu bölgede pazarlar genellikle şehrin merkezinde ağaçlar altında geniş bir alana kuruluyor. Genel olarak bu seyahat boyunca muhakkak pazarlara uğramaya çalıştık. Çok kalabalık olmuyor, ferah ferah, fiyatlar nispeten uygun,atmosferi güzel. Bu nedenle sevdim buraların pazarlarını:)

Limana varıncaya kadar şehre gelince yapılması gereken en önemli aktiviteyi gerçekleştirip sokaklarını keşfe çıkıyoruz. St.Tropez her ne kadar lüks ile eşleştirilmiş olsada tarihi dokusunu korumuş bir şehir. Binalarin renklerini ve uyumsuzluğun içinde birbiri ile uyumunu çok sevdim ben.

Limana varıp birazda sahil boyunca yürüyoruz. Zaten bölgenin hemen hemen tüm atraksiyonuda bu civarda toplanmış durumdadır.

Capture

Marinanın bir ucundan kaptırıp boylu boyunca yürüyoruz. Marinanın sonunda yer alan duvarlardan bol bol şehir ve deniz manzarasını fotoğraflıyoruz. Aynı zamanda şehri korumak için yapılmış kuleleride görebilirsiniz. Marina boyunca bir çok kafe bulacaksınız. Senequier kırmızı tente ve sandalyeleriyle buranın en meşhur kafesi. Görmemeniz pek mümkün değil zaten. Ayrıca turist bilgilendirme ofisinin de hemen yanında. Biz birazda bütçeyi delmemek için limana bakan ara sokakların birinde pizza molası veriyoruz.

Sarı turuncu kulesiyle dikkat çeken St.Tropez kilisesi bölgenin old town olarak geçen kısmında yer alıyor. Biz uzaktan görmekle yetindik.

Liman bölgesini tamamladıktan sonra vaktiniz var ise kaleye de uğrayabilirsiniz.
Şehrin en önemli modern sanat müzesi olan Musee de l’Annonciade özellikle bu bölgede yaşayan ve ilham alan sanatçıların koleksiyonları var.
Giriş 6€. 10.00-13.00 ve 14.00-18.00 arası ziyaret edilebilir.

Son olarak tabiki ünlü plajlardan bahsetmek gerekir. 5 kilometrelik uzunluğa sahip Pamplenobe plaji ilk akla gelenlerden. Bu plajda yer alan Nikki beach 2002’den beri buranın en popülerlerinden. 11.30 da açılıyor. Club55 ise bir çok ünlünün sık sık geldiği klüplerden. La Ponche bir kaç saatlik yüzme molası için güzel bir alternatif.

Capture

 

Capture

 

Capture

Capture

 

Capture

 

Capture

No Comments