20150718_185951 (Medium)

Avignon’ dan ayrılarak Arles yollarına düşüyoruz bu sefer. Arles; Aux en Provence ‘den önceki son durağımız, günümüzün son gezilecek yeri. Zira yorgunlukta kendini göstermeye başladı. Temmuz ayında olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Hava  oldukça sıcak. Ancak Arles yoluna koyulduğumuz anda yorgunluk bedenimden ve zihnimden uzaklaşıyor, bir heyecan kaplıyor içimi. Yaklaşık bir saatlik yolumuz var yine.

Arles denince benim aklıma gelen ilk şey, sarı.. Ayçiçeği sarısı!

Resim öğretmenimiz Van Gogh’un kardeşi Theo van Gogh arasındaki mektuplardan oluşan kitabını ders kitabı olarak almayı zorunlu tutmuştu. Bir de herhangi beğendiğimiz bir tablosunu yapacaktık. Ressamın ünlü eserleri  ayçiçeği tablolarını bilmeyen, bilmese dahi bir yerlerde görmeyen kalmamıştır.İşte bende o ayçiçeği tablolarından birini yapmaya karar vermiştim. Annem sayesinde halen daha evimde duruyor yaptığım o tablo. Gerçeğine benzedi mi? Bence alakası yok. Ama yinede çok seviyorum o tabloyu. İyi ki atmamış , attırmamış annem diyorum. Öğretmenimin o dönemde aldırdığı kitap ise halen kütüphanemde. Hatırlıyorumda bir solukta okumuştum.

van-gogh-sunflowers-version-04

İşte ben bu ressamın ilham aldığı sokakları, yaşadığı evi, kahve içtiği yeri görecektim. Resimlerin ilham kaynağı olan o sokaklarda yüreyeceğim. Düşünsenize 300 den fazla tablosunu bu şehirde iken çizmiş. Göreceklerimin bir önsözü. Dolayısıyla adı Van Gogh ile fazlasıyla özleştirilen bu şehir yine çok sevdiğim o tablosundaki sarı renk ile benliğime kazınmış.

Şehrin hemen dışında ücretsiz bir otoparkta yer bulup,kendimizi şehre bırakıyoruz. Turistler için hazırlanmış üzerinde Van  Gogh ile ilgili görmeyi isteyeceğiniz tüm noktaları işaretleyen broşürlerden edinebilirsiniz. İlk durak merkezdeki Arles Arena’sı. Ara sokaklardan meydana doğru ilerlerken,evlerin arasından çehresi görünüyor. Sokağı tamamlayıp alana çıktığınızda ise manzara inanılmaz etkileyici. Tam 2 bin yıl önce gladyatör savaşlarına ev sahipliği yapan , 20 bin seyirci kapasiteli devasa bir yapı. Roma imparatorluğu’nun çökmesinden sonra gladyatör savaşları yasaklanınca  çevresine surlar eklenerek kale olarak kullanılmış. Neyseki 1825 yılında alınan kararla günümüzde müze/açık hava tiyatrosu olarak kullanılmakta. Sonradan eklenen surları yerinde halen. Maalesef ortamın mistik havasını bozan restorasyon sırasında kullanılan ve oturma alanlarının güçlendirilmesi için kullanılan metal ayaklar gözüme batan tekşey. Ancak öyle heybetliki görmezden geliyorum. En üst katındaki Arles ve Avignon’da da bize eşlik eden Rhone nehri manzarası ise gerçekten görülmeye değer. Şehir sarının her tonunu barındırıyor içinde. 360 derece turluyor ve manzarının tadını çıkarıyorum.

 

20150718_184202 (Medium)

 

 

20150718_185553 (Medium)

20150718_185555 (Medium)

20150718_185559 (Medium)

20150718_185638 (Medium)

20150718_185652 (Medium)

 

20150718_185827 (Medium)

 

20150718_191021 (Medium)

 

20150718_191208 (Medium)

 

 

Ressamın  ‘Les Arenes’ tablosunda ise Arles Arena’sını böyle günümüze taşımış;

 les arenes

Ara sokaklardaki antikacıları bir bir gezip, kafelerden süzülen mis gibi kahve kokuları burnuma dolarken Van Gogh’un resimlerinden biri , bir duvarın mozaiğinden göz kırpıyor bana. Her bir kitapçının vitrininde muhakkak en az bir eserinin resmi yada hayatını anlatan bir kitabı var.Dolayısıyla yolumuzu doğruca Van Gogh müzesine çeviriyoruz. Müzede ressama ait sadece bir resim var. Ancak vakfa ait olan bu müzede bir çok genç ressamın eserlerini görmek mümkün.Kafesi ise olduka küçük ve şirin. Ufakta bir hatıra alabileceğiniz şirin mi şirin bir dükkanı var. Kahvede içebilirsiniz. Tam kapanışına denk gelsekte içeriyi hızlıca gezmemize müsaade ettiler.

20150718_192057 (Medium)

20150718_192214 (Medium)

20150718_192326 (Medium)

20150718_193313 (Medium)

20150718_193351 (Medium)

 

20150718_193630 (Medium)

20150718_193715 (Medium)

20150718_194331 (Medium)

 

 Van Gogh etkisi bununlada bitmiyor. ‘Cafe at night’ tablosunda anlattığı kafe aynen tablodaki haliyle görülebilir durumda.

1024px-Van_Gogh_-_Terrasse_des_Cafés_an_der_Place_du_Forum_in_Arles_am_Abend1133253953

 

Şehrin sokakları  bir film seti durumunda. Provence bölgesinde açık ara listemdeki birinciliğe yükseliyor bu şehir. Bu kadar güzel evler, duvarlar, yollar olamaz diyorum kendi kendime.Şık giyimli şehir sakinleri ise kafelerde oturmuş, filmlerde gördüğümüz  sahneleri andırırcasına keyifli sohbetlerde.

Şehir gezintimizin sonunda arabamıza dönerken Rhone nehri kıyısından ilerliyoruz. Bunu yapmadan dönmeyinler listesine ekleyebileceğim kadar muhteşem bir manzara. Fazla kalabalık yok ortada. Güneş etkisini nispeten yitirmeye başlamış. Ama Rhone nehrini gözleri kamaştırmaya yetecek kadar parlatıyor hala. Evler ise manzaranın güzelliğine güzellik katıyor. Anlayacağınız ben büyülenmiş bir şekilde son adımlarımı atıyorum bu şehirde ayrılan süremde.

Sakinlik, sessizlik, huzur, sanat…

Arles sarı ; Van Gogh sarısı…

 

Kısa Kısa;

  • Nisan ve Eylül aylarında şehirde ‘Feria d’Arles’ etkinlikleri düzenlenmekte.
  • Arles Arene’ya giriş 11€ ve 19:00 kadar açık.
  • Avignon –Arles arası otoban ücreti 5,40€; Fransa da otobanlar gerçekten çok pahalı
  • Van Gogh bir senesini geçirdiği bu şehirde 300’ün üzerinde eserini tamamlamış.
  • Van Gogh; kardeşi Theo’nun tavsiyesi ile 8 Mayıs 1889’da Arles’den ayrılarak Saint-Paul-de-Mausole akıl hastanesine geçmiştir.
  • Arles;nüfusu az olmasına rağmen Fransa’nın oldukça yüksek entellektüel toplumuna sahip şehirlerinden biri.
  • Rhone nehri kıyısında yürümeden ve Arena’dan şehrin manzarasını izlemeden asla ama asla dönmeyin.
  • Van Gogh kafesinde günün kahvesi için zaman ayırın.

Sonraki durak; Aux en Provence

Sevgiler

No Comments