Seul hatta genel olarak Güney Kore güvenli mi, ingilizce konuşuyorlar mı, yol bulmak kolay mı, seyahat planını kaç gün yapmalı, vize gerekir mi gibi buralardan kilometrelerce uzakta bir ülkeye gideceğinizde aklınıza ilk gelebilecek soruları biz de gitmeden sorduk, araştırdık. Seyahatimizden sonraki tecrübeleri de işin içine katarak tüm bu soruların cevaplarını ve bence seyahatinizde faydalı olabilecekleri aşağıdaki yazıda toparladım.  Şehir rehberlerine başlamadan önce göz atmanızı tavsiye ederim.

Güney Kore Faydalı bilgiler için tıklayınız.

 

Bu yazıda ise konaklamadan, ulaşıma, gezilecek yerlerden, yemek konusunu bir çok konuyu başlıklar halinde yazdım.

 

1

Nasıl gidilir? Ne zaman gidilir?

İstanbul’dan Seul İncheon Havaalanı’na direkt uçuşlar bulunuyor. Direkt uçuşlar 10 saatin üstünde. Benim gibi zamanında ağır uçak korkusuyla savaşan bir kişi için 10 saat gidiş 11 buçuk saat dönüş büyük bir adımdı ancak hem gidişte hem de dönüşte çok rahat bir uçuş oldu. Gökhan’ın biletini iş yeri ödeyeceği ve THY olcağı için bende  THY ‘yi tercih ettim ve  uçuş tarihinden yaklaşık 2,5 hafta önce aldığım biletime 3.000 TL ödedik. Açıkçası her ikimizede bilet almamız gerekseydi aktarmalı uçuşlara yönelirdik.

Bizim Güney Kore ve Japonya seyahatimiz iş nedeniyle ve ani olarak geliştiğinden seçme ya da plan yapma opsiyonumuz yoktu. Temmuz ayında Güney Kore’de idik. Bu dönem bunaltıcı sıcak ve muson yağmurlarının olduğu dönem. Açıkçası aşırı nem ve sıcak ikilisinin bunaltıcı etkisini Japonya’da daha çok hissettim. Seul’de bir kaç defa yağışlara denk geldik.Gün içerisinde çok kısa aralıklarla yağışlar oldu. Ancak gezi planımı değiştirecek etkide bir yağış olmadı. Mümkün ise bence en güzel dönemi sakura mevsimide olan Nisan- Mayıs bahar  ayları olacaktır. Ancak bu dönemde asla gelmeyin diyebileceğim bir olumsuzlukta yoktu. Öte yandan Sakura döneminde uçak bileti ve konaklama opsiyonlarının daha pahalı olacağını tahmin edersiniz.

 

1ı

Konaklama

Seul’de konaklama konusunda karar vermeden önce birazcık bölgelerle ilgili bilgi edinmekte fayda var. Aslında şehrin tek bir merkezi olduğunu söyleyemeyiz. Yıllarca duymaktan yıldığımız  Gangnam şarkısınında çıktığı bölge Gangnam , Itaewon, Hongdae, Jongno-gu,Myeong-dong gibi bölgeleri en popüler bölgeler.

Gangnam bölgesi yüzlerce estetik merkezinin olduğu bir bölge. Bu ülkede güzellik algısı çılgınlık boyutunda ve genel olarak elde edilebilecek en beyaz ten, kalkık küçük bir burun,büyük gözler, küçük ağız gibi kriterlerden oluşuyor. Ve gerçekten çoğu kişinin birbirinin aynı olduğunu görüyorsunuz. Gangnam şarkısında bahsedilen aynı stilde buradan geliyor Açıkçası biz seyahatimizde bu bölgeye skinfood markasının konsept mağazasına/kafesine uğramak için gittik. Çok az zaman geçirip döndük. Bu kafeler içinde şurada ayrıca bir yazı yazdım.

Kafeler demişken Hongdae ve Sinchon bölgeleri şehrin ilginç konseptli kafelerinin olduğu bölge olarak aklınızda kalabilir.

Myeong-dong şehrin en hareketli ,en bol ışıklı ,en işte Seul’deyim diyebileceğiniz bölgesi. Burada konaklamasanız bile şehir geziniz boyunca en kötü alışveriş için muhakkak uğrayacaksınız zaten. Şehirden ayrılmadan önce akşam muhakkak  görülmesi gereken yer olarak not alınız.

Jongno-gu şehrin tarihi ve tursitlik bölgesi. Seul için illaki bir merkez belirleyeceksek en yüksek ihtimal bu bölge olurdu. Burada onlarca değişik konaklama alternatifi bulunuyor. Tabi turistik olduğu içinde fiyatlar biraz yüksek olabilir. Ancak bu bölge içerisindeki hemen hemen tüm alternatifleri değerlendirmeniz mümkün.

 

2ı

Bu bilgiler ışığında gelelim bizim konakladığımız otellere. Seyahat planımız iş nedeniyle olduğundan ilk önce Seul kentinde 2 gece kaldık. Daha sonra Ulsan ve Busan ‘a buradan da Japonya’ya geçtik, akabinde Seul’e dönerek 2 gece  olmak üzere bu şehirde toplamda   4 gece konakladık.

İlk iki gece Jung-gu bölgesindeki Acube Hotel Dongdaemun’da konakladık.Kahvaltı dahil 2 gece için 152.000 KRW ödedik. Otel oldukça temiz. Zaten bulunduğu caddede karşılıklı oteller sıralanmış durumda. Araştırma yaparken konum olarak bu otele yakın olanları rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Hatta karşısında Ramada otel bulunuyor, orayada bakabilirsiniz, fiyatlar hemen hemen aynı idi. Metroya oldukça yakın.

Diğer 2 gün ise Hostel Korea-Changdeokgung da konakladık. Changdeokgung Sarayı’na bir iki dakika yürüme mesafesinde. Bulunduğu caddenin sonunda sarayın giriş kapısını görüyorsunuz o kadar yakın. Sarayın giriş kapısının yer aldığı caddede bir çok otobüsün durduğu durak var. Özellikle havaalanına ulaşımda çok rahat ettik.İki gece için kahvaltı dahil toplam 144.000 KRW ödedik.  Kahvaltınında verildiği ortak alan güzeldi, terasıda mevcut. Yalnız kahvaltıya geç inerseniz bazı şeyler bitebiliyor, yenilemelerini istemeyi unutmayın. Ayrıca otelin altında eğer Güney Kore ‘ye gelmişken yapmak isterseniz. hanbok işimdi geleneksel kıyafetlerini kiralayabileceğiniz bir mağazada mevcut.

 1

 

 

Havaalanından merkeze ulaşım

Incheon Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşmak için tren opsiyonları mevcut.

  • Express treni 45 dakikada hiç bir durakta durmadan Seul istasyonuna ulaştırıyor. Ücret 8000 KRW
  • Her durakta duran All stop opsiyonu da mevcut. Süre olarak yaklaşık bir saat ve gideceğiniz bölgeye göre ücreti değişiyor.

Biz express treni kullarak metro bağlantısı yaptık. 3 ve 5 numaralı hatlarda aktarma yaparak Eulijiro-ga 4 durağında inerek yukarıda bahsettiğim otelimize ulaştık.

  • Ayrıca Hostel Korea-Changdeokgung’da konaklarsanız Changdeokgung Sarayı önündeki duraktan kalkan otobüsler ile havaalanına gidebilirsiniz.

 

Şehir içi ulaşım

Biz Seul seyahatimizin tamamında (son gün merkezden havaalanına gidiş için kullandığımız otobüs hariç )toplu taşıma olarak sadece metro ve tabana kuvvet ikilisinde faydalandık. Çok yürüdük gerçekten çok yürüdük…

Seul’de metro konusunda bizi kıskandıran bir şehir oldu. Her bir köşesine metro yardımıyla ulaşabiliyorsunuz. Metro haritasını ilk gördüğüzde biraz şaşırabilirsiniz ancak bu karışıklık hat fazlalığı ve aktarma opsiyonlarının çokluğundan geliyor ki biz turistler için aslında böyle bir harita candır  bir kaç kullanımdan sonra alışıveriyorsunuz. Ayrıca şehirde hemen hemen her yerde Korece tabelalarının aksine metro durakları Korece değil. Dolayısıyla ilk gün otele ulaşmadan önce kullanacağınız hattın numalarını aktarma yapacağınız durakları kabaca Seul metro haritasına bakarsanız işiniz çok daha kolay olur. Örneğin ben booking üzerinden rezervasyon yaparken hangi metro hattı ve durağı olduğunu kaydetmiştim. Havaalanından merkezdeki hangi durakta ineceğinizi bilmeniz yetiyor.

Metro bileti tek yön 1350 won. Bileti atmamalısınız, çünkü turnikeden çıkarken bu bileti okutmanız gerekiyor. Ayrıca turnike çıkışındaki makinalara bileti atarak 500 wonu geri alıyorsunuz.

Bir çok şehirde olduğu gibi Seul’de de City Pass var . Biz ihtiyaç duymadık , tek yön biletler bizim için yeterli oldu. Ancak almak isterseniz günlük ücreti 15.000 won ve 20 kere metro kullanım hakkı veriyor.

 

 Gezilecek yerler 

Dongdaemun Design Plaza

Bazı kişilerin eserlerini görmek için şehirden şehire savrulabilirsiniz. Mimar Zaha Hadid tarafından tasarlanan DDP bunlardan biri. 45.000 civarı alüminyum panelden oluşan muazzam bir bina (hatta izninizle sanat eseri diyeceğim) sanat eseri burası. İçeride tasarım ürünleri satan mağazalar var. Biz epeyce zaman harcadık. İnanın birşey almasanız bile ürünleri incelemeden çıkabilmeniz mümkün değil, tabi binayı farklı açıdan fotoğraflamak bile büyüklüğü nedeniyle epeyce zaman alıyor. Ancak o kadar güzel bir tasarımı varki tekrar tekrar fotoğrafını çekme isteğinizden vazgeçemiyorsunuz.

Durak: Dongdaemun History&Culture Park, giriş ücretsiz           

 66496296_119233659369924_5771182548328054685_n(1)

36161202_527187121030468_6751472264694202368_n(1)

National Museum of Korea

Bambaşka bir kültür ve tarihin olduğu böyle bir ülkeye gelmişken ulusal bir müzeye gitmemek olmazdı. Kore tarihi ile ilgili bilgiler alabilceğiniz hem de farklı dönemleri ait  eserlerin sergilendiği bir müze burası. Kesinlikle zaman ayırın derim.Giriş ücretsiz ,Durak Jungang (metro hattı 4)

 1

2

Bukchon Hanok Village

Seul şehrinde beni en heyecanlandırdan duraklardan biri idi Bukchon Hanok idi . Hanok ,Kore’nin geleneksel evlerinin adı. 1300 yıllardan beri var olan Joseon Krallığı’ndan günümüzde kadar gelen evleri görebileceğiniz bir bölge burası. Bir anda yüksek binaların, karmaşanın olduğu tipik şehir görünümünden bu şekilde geleneksel evlerin olduğu bir mahalleye ışıklanmış olmak çok keyifli. Evlerin bir çoğu kafe, restorant, otel olarak kullanılıyor. Burası Seul’un en ünlü bölgelerinden biri bu nedenle her ne kadar erken gitmiş olsakta oldukça kalabalıktı. Biz sadece sokaklarda gezip, fotoğraf çekip bir sonraki durağa geçtik.

Ulaşım; Durak adı Anguk, 2 numaralı metro durağı

1

2ı

 

Şehirde ziyarete açık toplam 5 saray var ancak zaman planlamamızdan ötürü sadece iki tane sarayı listeye aldık.

 Gyeongbokgung Sarayı

Gyeongbokgung Sarayı şehrin en eski ve en büyük sarayı. Saray Japonların işgali esnasında çok büyük zarar görmüş, sonrasında baştan aşağıya restore edilmiş. Güney Kore’de bu şekilde Japonlar tarafından zarar görüp restore edilen yerleri  gezerken henüz bir kaç gün öncesinde Japonya’da bulunan ve Japonların tatlışlıklarını görüp sakinliklerine, doğalarına, huzurlarına hayran kalmış biri olarak savaşta nasıl böyle bambaşka bir hale büründüklerini sorgulayarak gezdim. Gerçi bu durumu Japonya yazısında biraz irdelemiştim. Neyse konumuza geri dönelim. Saraya Gwanghwamun Gate adı verilen kapıdan giriş yapıyorsunuz.Kapı 1968 de onarılmış. İlginizi çekerse nöbet değişimi törenini izleyebilirsiniz. Açıkçası  bana kıyafetleri, törenin akışı oldukça farklı geldi, tavsiye ederim. Saray oldukça büyük ve  tamamını gezmek zamanınızı alacaktır. Oda oda , bahçe bahçe gezeyim derseniz önceden haberiniz olsun istedim, bütün planınız şaşabilir.

Ulaşım; metro hattı 3, 5 numaralı çıkış, Gyeongbokgung durağı

Giriş 3000 won

1

2 3ı

35999089_242167603259935_4700042931749257216_n(1)

Changdeokgung Palace

Ziyaret ettiğimiz bir diğer saray Changdeokgung. 1405 yılında inşa edilmiş. Maalesef bu sarayda defalarca zarar görmüş ve restore edilmiş. Sarayın en önemli özelliği ‘Secret Garden’ ismindeki bahçesi. Sakura zamanı burda olmak lazım zira bu bahçe sarayın bulunduğu alanın %60’ lık kısmını kapsıyor.

Giriş 3000 won, metro hattı 3, Anguk durağı

4

 

4ı

6

 

 Jogyesa Temple

Kore Budizminin baş tapınağı olarak bilinen Jogyesa tapınağı Josseon Hanedanlığı döneminde 1395’te inşa edilmiş. Budist tapınakları çivisiz inşa ediliyormuş, tapınağın renkleri bir bütün olarak çok etkileyici. Busan’da deniz kenarında epey bir mesafe katederek ulaştığımız Haedong Yonggungsa tapınağının aksine burası oldukça merkezi bir konumda, dolayısıyla hem dua edenler hem de turistler olarak ziyaretçi sayısıda oldukça yüksek.

 1

2

3

Ihwa Mural Village

Şehirdeki son günümüzde erken saatte kalkıp ilk durak olarak Ihwa Mural Village’e gittik. Adından anlaşılacağı gibi burası murallarla bezeli , tasarım dükkanların yer aldığı , bir çok kafenin bulunduğu çok güzel bir bölge. Muralların bir çoğu oldukça meşhur. Biraz yukarıda yer aldığı için azıcık merdiven çıkmanız gerekiyor. Resimlerle başbaşa bırakayım sizi.

 36761776_455509758244255_3539488875120427008_n(1)

 

Ekran Alıntısı

 

3

3ı

4ı

5ı

7

 

DMZ The Demilitarized Zone

Seul’e gelmişken bizim gidemediğimiz ama oldukça ilgi çekici bir diğer görülmesi gereken yere gelelim. Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki gerginlik malum. Hatta hemen hemen tüm ülkeler ile Kuzey Kore gerginliği malum! Son yıllarda Dünya’nın en içine kapanık ülke olmasından mütevellit neler olduğunu bilemediğimizden ve bu nedenle de aşırı merak edilen ve tedirginlik uyandıran ülkesi Kuzey Kore. Korku neydi korku bilinmeyendi. Kuzey Kore’ye sınırlı sayıda turist alınıyor ve bu turistlerde zaten belirli yerleri kontrollü bir şekilde gezebiliyorlar. Ülkeden kaçmayı başarılanlar acayip şeyler anlatılıyorlar. Liderleri tüm sülalesini katlediyor,internet yok,dünyaya iletilen videolar bir garip…  Dolayısıyla yakın zamanda savaştığın ve kapı komşun böyle bir ülke olunca sürekli tetikte olmak,  metro,tren istasyonlarında kimyasal saldırıya karşı videolar yayınlanması ve her yerde gaz maskelerinin olmasına şaşırmamak gerekir.

Bu iki ülke arasındaki 250km lik sınır bölgesi tarafsız bölge ve her iki ülkenin askerleri yer alıyor. Bu sınırdaki belirli bölgeleri turlara dahil olarak gezebiliyorsunuz. Seul’dan DMZ bölgesine turlar düzenleniyor. Günübirlik bir tur, tam gününüzü ayırmanız gerekiyor, planınızı buna göre yapın.

 

Tabi ki koca şehri 3-4 günde bitirmek mümkün değil, bir çok gidemediğimiz müze,listemizde olan ama  vakit ayıramadığımız mekan oldu.Japonya Kore seyahatimiz iş nedeniyle bir anda geliştiği için zaman planımızı çok esnetemedik. Eğer vaktiniz var ise  Leeum Samsung Museum of Art, National Museum of Modern & Contemporary Art (MMCA) seyahat planınıza dahil edebileceğiniz müzeler. Tekrar gitmek için bahanelerim olsunlar diyelim ve yeme içme konusuna hızlı bir giriş yapalım.

 

Güney Kore’de Yeme içme

Yalan yok, bu kadar farklı ,uzak bir kültüre seyahat etmeden önce yeme-içme konusu kafalarda bir  takım soru işaretleri oluşturuyor. Daha önce ilk defa Uzak doğu seyahatimi Tayland  ve Kaçboçya’ya yapmıştım. O seyahatin öncesinde de aynı kaygılar vardı. Ancak yemeklere bayılmıştım.

Güney Kore Japonya seyahatimin Japonya ayağının yeme içme konusunda hiç bir sıkıntı çıkarmayacağını hatta beni çok memnun edeceğinden emindim ama Güney Kore konusunda biraz sorular vardı kafamda.Ülkeye adım atar atmaz kendimi direkt olayın kalbine attım ve sonrası kendiliğinden akıverdi

Uzak Doğu’ya yolunuz düşerse yemek için mekan aramakla uğraşmadan doğruca gece pazarlarından birine kendinizi atmanız gerekiyor. Hem envai çeşit geleneksel ve aşırı lezzetle tanışıyorsunuz hem de lokallerle sohbet imkanı yakalıyorsunuz.

 

1ı

2

 

35575718_1016057141885459_8252947339082203136_n(1)

35166278_1662480343870865_7258822419064815616_n

Suel’de uğrayabileceğiniz gece pazarları Dongdaemun, Namdaemun, Gwangjang,Bamdokkaebi ve Myeongdong.Biz ilk akşam hemen otele en yakın ve en meşhurlarından Dongdaemun gece pazarına gittik. 7gÜn 24 saat açık ve oldukça renkli. Sıra sıra tezgahlar ve önlerinde oturup sipariş ettiğiniz yemekleri yiyebileceğiniz banklar var. Özellikle iş çıkışı ki biz özellikle bu saatlere denk getirdik oldukça kalabalık oluyor. Sanırım lokallerin arasına karışabileceğiniz en güzel yerlerden biri bu pazarlar. Deniz mahsullerinden kızarmış sebzelere, meyvelerden, geleneksel yemeklere bir çok seçenek var gözümüze kestirdiğimiz bir tezgaha oturup siparişimizi verdik , Bibimbap(pirinç bir takım sebzeler ile servis ediliyor) ve  Yangnyoem-tongdak(tavuk yemeği) sipariş verip yanına Kore şarabı makgeolli aldık. Yayla çorbası gibi bir görüntüsü var ve kaseden içiliyor, tadına bayıldık..

Yanımıza oturan amca Türk olduğumuzu öğrenince inanılmaz sevindi. Türkiye’de oynayan Kore sporcusundan, hani şu külahı kapmanın çok zor olduğu Maraş dondurmacısına!!(evet bizde şaşırdık) çok az İngilizce bol Korece anlattı da anlattı biz kalkarken tezgahtar ablamız ile defalarca teşekkür ettiler Türklere.Seul’de deneyebileceğiniz diğer yemekler Japchae(bir çeşit noddle yemeği), Kimchi(Kore versiyonu turşu), Dak Galbi (Kızarmış tavuklu, tatlı patatesli lezzetli bir yemek) tabi ki Kore barbeküsü.

No Comments