Yazlık Ayvalık’ta olunca ilk fırsatta kaçılıyor buraya. Bayram tatilini fırsat bilip yine yollara düştüm. Ayvalık’a gidilir de Cunda es geçilir mi?

Olmazsa olmazları vardır bu Ada’nın. Mesela Ayvalık’tan tekneye atlanır püfür püfür adaya gidilir.

Ortunç Koyun da muhakkak denize girilecek, mis gibi oksijen ciğerlere çekilecek.

Sahilde sıralanan dondurmacılardan damla sakızlı, karadutlu iki top olmazsa olmaz.

Tepedeki Sevim Necdet Kent Kitaplığı’ndan manzaranın tadına varılacak. Dar , rengarenk ve taşlı sokakların keyfine varılacak. Evlerin ve butik otellerin avlularından hoş sohbetler yükselecek siz adımlarken taşlı sokakları.

 

 

13627949_1146605128731202_1235904351_n

 

Taş Kahve’ ye günde en az bir uğranıp Dibek kahvesi ile damaklar şenlenecek, hesabı öderken bir kaç paket kahve çantaya atmayı unutmamalı.

13597781_1746448188935761_2120800843_n

Adanın en bitanesi Ayna da akşam yemeği de es geçilmemeli. Soğuk yoğurtlu buğday çorbası zaten masada, beş çeşit zeytinyağlı tabağı ve peynir tabağı yanında da karides başlangıç için ideal.Ana yemekte deniz ürünlü kremalı makarna söylüyorum. Şarap iyi gider de dostlarla sohbette olunca rakı söylüyoruz malum. Üstüne fırında cheesecake ve şarapta armut. Anlayamıyoruz bile saatleri nasıl doldurduğumuzu. Yediğimiz her şey ama her şey her zamanki gibi çok lezzetli. Buraya bayılıyorum. Ortamı şahane, her zamanki gibi yemekler taze ve lezzetli. Cunda da ki her yer gibi kedilerimiz de eksik olmuyor masa altımızda. Bu arada o başlangıçta verilen minik yeşil zeytinleri satın alabileceğinizi de buraya not olarak bırakayım.

13562119_263024494067704_1970760539_n

 

Gelelim Taksiyarhis Kilisesi’ne ; neredeyse 13 yıldır düzenli olarak Ayvalık’a gidiyorum malum Cunda ya da her sene uğruyorum. Bu kilisenin eski içler acısı hali aklıma geliyor… Yıkık dökük halini bilenler varsa neyden bahsettiğimi anlayacaklardır. Neyse ki Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından 43 yıllığına kiralanıp 22 aylık bir restorasyonu sürecine girmişti ve 2014(Mayıs) senesinde müze olarak açılmıştı. 2 senedir ziyaret edemediğim bu müzeyi bu sene gezme fırsatı yakaladım. Tıpkı İstanbul’da ki Koç müzesi gibi içeride denizcilikle ilgili birçok makine ve aksesuara, antika arabalara, oyuncaklara vb. birçok özel parça görmeniz mümkün. Dışarıdan çok küçük gözükse de müzeye hakkını verebilmeniz için makul bir süre ayırmanız gerekecek. Üst katta ise çocuk bölümü bulunuyor ancak sakın çocuk bölümü yazıyor diye çıkmamazlık etmeyin. Bu bölümü çocuk bölümü yapmaları muazzam olmuş. Rengarenk camların önünde durunca bir mucizeye tanıklık etmiş gibi hissediyorum kendimi. Siz siz olun bu sene Cunda ‘ya gittiğinizde müzeyi gezin ve molanızı bu müzenin kafesinde verin. Çıkarken müzeye ait hatıralık eşyaların satıldığı dükkana uğrayabilirsiniz. Yaz aylarında 19:00 a kadar açık.

Ekran Alıntısı

Ağustos’ta yine görüşürüz Cunda… O zamana kedilerine ve kendine iyi bak.

No Comments